Şirketlerin Yarınlarını Kimler Yönetiyor?

2000’li yılların başında Türk iş dünyasında Birleşmiş Milletler’in “global compact” stratejisini, “üçlü raporlamayı”, “sürdürülebilirlik endekslerini” bilen, takip eden ve gelişmeleri bulundukları şirketlerin yönetim gündemlerine getirenlerin sayısı her halde bir elin parmaklarını geçmezdi.
Kurumsal itibarın yönetimi, sosyal sorumluluk gibi kavramların etrafında dolaşılmakta, ancak yaratacağı katma değer anlaşılamamaktaydı.
Kurumsal yönetim ilkeleri gibi iş dünyasının sırtını güvence içinde yaslayabileceği bir kültür zaten “bankaların hortumlanma süreci” tamamlanmadığı için gündeme gelmesi söz konusu değildi.
Çok değil; beş bilemediniz altı yıl öncesinden söz ediyoruz. Bu süre içinde, o yıllarda bir avuç insanın temellerini atmakta olduğu bu kavramlar, günümüzde iş dünyasının “iş yapma, ayakta durabilme ve rekabet edebilmenin” temel taşları haline dönüşmüş durumda. “Değişimi” tetikleyen yönetim sistemlerinin “vücut” bulduğu, ölçümlenebilir birer performans göstergesi olan bu kavramlar olmadan bir dünya düşünmek artık çok zor.
İş dünyası, çok hareketli, değişken, dinamik ve “günü yönetmeye” odaklı… Başına “bir şey gelmeden de” kendini bir değişim süreci içinde bulmak gibi bir “tasası” yok! Değişimi gündemine aldığında da “ya çok geç kaldığını” görüyor ya da mevcut kurum kültürünün bu değişime ayak uydurmasının güçlüğünü ve umutsuzluğunu…
Şirketlerin vizyonları, bu vizyonun sahibi CEO’ların sermayesidir. Tutarlı bir vizyon kendi içinde bir değişimi tetiklemek için yaratılmıştır. Değişim de  akşamdan sabaha olamayacağına göre bu işin nasıl olacağının vizyona paralel tanımlanması kaçınılmazdır. Gerçekçi ve tutarlı vizyonlara sahip ancak başarısı “tartışılır” CEO’ların temel sorununun, bu vizyonu ortaya koyarken, değişimin sürükleyicisi olan süreç ve kadroları tanımlamamasından kaynaklandığı görülmektedir.
Yazımızın başındaki konulara dönecek olursak; İş dünyasının dinamiklerindeki değişimi şirket içinde kimler takip edecek? Eylül ayındaki Clinton Initiative toplantısında neler konuşulacak? Davos’un bu yılki gündemi ne, son beş yıldır Davos’a katılan iş liderlerinin gelecek senaryolarının paylaşıldığı Financial Times araştırmalarının ucu bize dokunuyor mu? Neden dünyanın önde gelen şirketleri sürdürülebilirlik endeksine kote olmaya çalışıyorlar? ”Global reporting initiative” in amacı ne? Neden şirketler bu standarda göre yatırımcı raporlaması yapmaya başladılar?
Bu ve benzer konulara paralel; henüz daha toplam kalite yönetimi, kurumsal yönetim ilkeleri, uluslararası muhasebe standartları, “balance score card”, performans yönetimi, “iş ve işçi sağlığı ve çevre güvenliği standartları”, insan kaynakları yetkinlik yönetimi gibi şirketlerin omurgalarını oluşturan yönetim sistemleri ile tanışmamış şirketler de var.
Üretmek ve makul bir kârla satmak maalesef “şirketlerin yarınlarını güvence altına almıyor”… Şirketlerin, daha köklü, sürdürülebilirlik ilkeleri ile donatılmış yönetim sistemlerine gereksinimleri var. Bu sistemleri kurmak ve yönetmek, “işi başından aşkın ve günlük hedeflerine odaklanmış” şirket yöneticileri ile pek mümkün olamıyor. Günümüzde, özellikle küresel marka olmuş şirketler, organizasyonlarında bu işlere yatkın nitelikli insan gücü istihdamı yaratıyorlar. Bu kadrolar, bir yandan dünyanın dört bir tarafındaki gelişmeleri izlerken, diğer yandan, elde ettikleri bilgi, birikim ve deneyimlerini, o şirketin kültürüne uygun bir içerikte adım adım uygulamaya başlıyorlar.
Avrupa Birliğine uyum sürecini yaşamakta olan ülkemiz, maalesef, gelişmekte olan bir çok ülkenin yakaladığı bu değişim rüzgarının oldukça uzağında… Oysaki, daha yaşanabilir ve kaynakları sürdürülebilir bir dünyaya katkı sağlamak açısından da iş dünyasının “yarınlarını güvence altına alması” gerekiyor. Bu güvenceyi yakalamanın yolu; “Bu öngörüye sahip iş liderleri ve bu liderlerle birlikte çalışacak; kendilerini günlük işlerden arındırmış kadrolardır”.

not: Bu yazı, İşveren Dergisi temmuz 2006 sayısında yayınlanmıştır.
 

“Şirketlerin Yarınlarını Kimler Yönetiyor?” için 0 Yorum yapılmış.


  1. Yorum Yapılmamış

Yorum yapın

Yorum yapmak için giriş yapmanız gerekiyor.




          

RSS PR notu | Halkla ilişkilerde ölçümleme

  • Barselona deklerasyonu ya da İlk uluslararası PR ölçümleme standartları
    Halkla ilişkilerde ölçümleme önemli bir problem teşkil etmekte. Hali hazırda kullanılan ölçümleme metotlarının özellikle reklam eşdeğerin doğru ve kaliteli sonuçlar vermesi konusunda sektörde ciddi görüş ayrılıkları söz konusu. Bu muallâklık sadece Türkiye’deki değil tüm dünyada ki araştırmacılar için geçerlidir. Cem İlhan bir makalesinde; “ kabul etmek gere […]
  • Halkla ilişkilerde ölçümleme süreci
    […]
  • Sponsor olduk, peki amacımıza ulaştık mı?
    Sponsorluklar en karmaşık süreçlere sahip iletişim faaliyetlerinin başında gelir. Bu süreç önce kapsamlı ve çok boyutlu araştırmalarla başlar.  Bu veriler ışığında sponsorluk alanı belirlenir ve süreç planlanır. Nihayetinde sponsorluk gerçekleştirilir. peki bu kadar mı? Elbette hayır! Belki de her şey yeni başlıyor Sıra geldi son aşama olan ya da bir sonraki […]
  • KSS projelerinin ölçümlenmesi
    Ölçümleme halkla ilişkilerin belki de en çok tartışılan aşamalarından biri olmuştur. Bu durum Kurumsal Sosyal Sorumluluk (KSS) projeleri için de değişmemekte. Kimi yazarlar KSS projelerinin etkinliğinin ölçümlenmesinin zor olduğunu söylemektedir (Miller, Ahrens, vg). Bu görüşe sahip yazarlar çoğunlukla KSS projeleri ile işletmelerin kârlılığı arasında doğrud […]
  • İnternette yer alan haberlerimizin hedef kitlemiz üzerindeki etkilerini ölçümleyebilir miyiz?
    İnternet üzerinde yer alan haberlerimizi elbette ki ölçümleyebiliriz. Unutmayalım ki ölçümlenemeyen hiçbir durumda faydadan söz edilemez. İnternet üzerinde yayınlanmış olan haberlerin ölçümlenmesinde de klasik mecralarda olduğu gibi kalitatif ve kantitatif olmak üzere iki kriter mevcuttur. Kalitatif kriterimiz haberlerin hedef kitlemizde kurumumuzun ya da ma […]

RSS PR Planlama

  • Halkla ilişkilerde başarının sırları!
    Halkla ilişkilerHalkla ilişkilerde Başarıya koşarken nelere ihtiyacınız var? Elbette halkla ilişkilerde başarının ön koşulu, halkla ilişkilerin bütün aşamalarında titiz davranmak ve gerekleri yerine getirmektir. Halkla ilişkilerde başarıya koşarken ihtiyacını olan bilgileri özetle size hatırlatmayı amaçlayan kısa bir sunum hazırladık. Umarım işinize yarar. […]
  • Zorlu ama fırsatlarla dolu bir ekonomik ortamda PR uzmanlarına öğütler
    Etkisi artarak devam eden küresel ekonomik kriz, yerel boyutta da finansman ve kredi sıkıntısını beraberinde getirdi. Ekonomideki daralma, müşterinin bütçesinde, pazarlama iletişimi kaleminde kısıntılara gitmesine yol açarken birçok proje de daha başlamadan bitti. Peki, yaşanan bu kriz süreci kurum ve sektör adına, yetişmiş elemanların sektöre kazandırılması […]
  • Etkinlik planlamasının saçayağı
    Etkinlik planlamak için yola çıktığımızda bizi başarıya taşıyacak üç temel unsuru inceleyelim. Kurumun; misyonunun, vizyonunun, ilkelerinin ve hedeflerinin belirlenmesi Etkinlik planlamanın ilk şartı, kurumun, misyonunu, vizyonunu, ilkelerini, amaçlarını ve hedeflerinin belirlenmiş olup olmadığını kontrol etmektir. Bir eksik varsa tamamlamalı yanlış varsa do […]
  • Küresel ekonomik kriz ortamında stratejik iletişim planı hazırlamanın 6 altın kuralı
    Küresel ekonomik kriz ve krizle ilgili ardı ardına gelen haberler, herkesi ve bütün işletmeleri tedirgin etmeyi hatta paniğe sürüklemeyi başardı. Oysa biliyoruz ki bu dönemi en az hasarla atlatmanın ilk kuralı soğukkanlı davranmak. Planlama, kriz ve resesyon gibi olağandışı durumlarda önemi bir kez daha artan yönetim fonksiyonudur. Şimdi kararlar almak ve bu […]
  • Planlama yapmak ya da körebe oynamak
    Gözleriniz kapalı hedefinizi yakalayabilir misiniz? Planlama yapmadan hareket etmek, gözler kapalı hedefe koşmakla gibidir. Körebe oynamak çok eğlencelidir elbette fakat iş dünyasında bu oyun size büyük kayıplar getirebilir. Bu kayıpların olmaması için planlamaya önem vermeli yani gözlerimizi açık tutmalıyız. Önlenebilir risklere girmenin anlamı var mı? Bu k […]