Reklam, PR ve Samimiyet

Önce bir itirafta bulunmak istiyorum. Bir iletişimci olmama rağmen, artık ne çok fazla televizyon reklamlarını izliyorum, ne de yazılı basında değişik ebatlarda çıkan ilanlara çok yakından göz atıyorum; bu PR’cının bildik reklamcılık antipatisi de değil; aynı şey büyük ölçüde ekonomi sayfalarını süsleyen pazarlama ve kurumsal iş haberleri için de geçerli.

Kuşkusuz bunda, bir miktar mesleki deformasyon da var biliyorum. Birbirinin benzeri marka vaadlerini izlemek , standart formatlardaki iş haberlerini okumaktan sıkılmış olabilirim. Ama sanırım asıl mesele, bütün bu çalışmaları bir biçimde inandırıcı bulmuyor olmam.

Neden bunları düşünüyorum ? Neden böyle bir sorunu gündeme taşıyorum ? Bu soruyu kendi kendime sorduğumda asıl meselenin samimiyet ile ilgili olduğunu gördüm. Bu işleri inandırıcı bulmuyordum çünkü samimi değiller.

Aslında bu düşüncelerimde yalnız değilim. Dünyada bu konu, özellikle internet iletişimi patlamasının ardından, yoğun bir biçimde tartışılıyor. Her ne kadar bize yansımaları henüz pek sınırlı olsa da…

Internetin sunduğu interaktif iletişim ortamı, bir yandan mesajın kontrol edilebilirliği efsanesini yıkarken; diğer yandan konuşma insiyatifinin artan biçimde tüketicinin eline geçmesini sağladı. Gelişmiş ülkelerde yürütülen araştırmalar, tüketicinin iki şeyi açıkça talep ettiğini ortaya koyuyor: Birincisi konuşmayı ve kendisi ile bir biçimde ilişki kurulmasını istiyor; ikincisi ise samimiyet bekliyor. Gerek kurumlar gerekse tüketiciler cephesinde yaşanan blog patlamasının en temel nedeni de bu zaten…

Ama asıl bunun bir adım gerisinde, daha önemlisi, kurumlar ve iletişim profesyonelleri artık sorunun algılamayı yönetmek değil sadece, daha çok ilişkiyi yönetmek olduğunu; inandırıcılığı elde etmek için ise rasyonel argümanların yeterli olmadığı, her markanın, her kurumun bir hikayesi veya hikayeleri olması gerektiğini gördüler.( Bkz konu ile ilgili bir link)

Hikaye derken ne kastettiğimi uluslar arası bir müşterimin sunumundan aktaracağım bir örnek ile anlatmaya çalışayım: Bir inşaat alanında çalışan üç kişiye ne yaptıklarını soruyorlar; birincisi tuğlaları üst üste koyuyuyorum diyor; ikincisi bir duvar yapıyorum diyor, üçüncüsü ise bir katedral inşaa ediyorum diyor. Burada tabii ki hikayenin sahibi katedrali inşaa eden. Sunumdaki kıssadan hisse de şu: “Başkalarını etkilemek istiyorsanız, onlara bir vizyon (bir hikaye) verin!”

Bu alanda bir başka çarpıcı örnek dünya enerji devi BP. Kurumsal kimliğini “petrolun ötesinde” şeklinde tanımlıyor BP ve kamuoyuna küresel planda dünyayı tehdit eden iklim değişikliği, enerji güvenliği sorunlarına ve karbon salınımlarına karşı mücadele ederken, yeni enerji kaynaklarını geliştirmek için çalışacağını açıkça beyan ediyor.

Bu son örneği vermekteki amacım aslında Türkiye ile bir kıyaslama yapmak. Bilindiği gibi Türk şirketleri de son dönemde, hızla enerji alanına yatırım yarışına girdiler; ama dikkatinizi çekti mi bilmem bugüne kadar, hiçbiri genel geçer “ dev yatırım” klişesinin ötesinde, bu yeni iş alanına girerken, kamoyunu ve tüketicilerini etkileyecek bir hikaye anlatmadı.

Aynı şey ilişki yönetimi cephesi içinde geçerli. Bu köşenin boyutları bu konuya biraz daha ayrınıtılı ile girmeme engellese de; bir örnek ile konuyu özetlemek isterim. Ülkemizde de faaliyette bulunan Procter & Gamble’ın, ABD’deki Vocalpoint adlı sitesinde her gün 600.000 anne serbetçe onun ürünleri ve hayat hakkında konuşuyorlar. Biz de ise, bunun antitezi olarak Ali Saydam’ın haklı biçimde en azından “müphem” olmakla eleştirdiği RealAge var…

not: Bu yazı kuzguncuk.blogspot.com ve Mediathink dergisinde yayınlanmıştır.

“Reklam, PR ve Samimiyet” için 0 Yorum yapılmış.


  1. Yorum Yapılmamış

        


RSS PR notu | Halkla ilişkilerde ölçümleme

  • Fuar başarısını ölçümlemek
    Fuarlar, günümüz rekabet koşullarında etkili pazarlama ilişkilerini yakalama, güçlü satış grafiği yaratma, geleceğe yönelik ticari ilişkiler kurma veya geliştirme gibi katılımcılara birçok fırsat sunar.  Başarılı sonuçlar elde etme açısından oldukça kapsamlı bir çalışma gerektiren fuarlar, halkla ilişkilerin önemli araçlarından biridir. …Sonraki Sayfa » […]
  • Barselona deklerasyonu ya da İlk uluslararası PR ölçümleme standartları
    Halkla ilişkilerde ölçümleme önemli bir problem teşkil etmekte. Hali hazırda kullanılan ölçümleme metotlarının özellikle reklam eşdeğerin doğru ve kaliteli sonuçlar vermesi konusunda sektörde ciddi görüş ayrılıkları söz konusu. Bu muallâklık sadece Türkiye’deki değil tüm dünyada ki araştırmacılar için geçerlidir. Cem …Sonraki Sayfa » […]
  • Halkla ilişkilerde ölçümleme süreci
    […]
  • Sponsor olduk, peki amacımıza ulaştık mı?
    Sponsorluklar en karmaşık süreçlere sahip iletişim faaliyetlerinin başında gelir. Bu süreç önce kapsamlı ve çok boyutlu araştırmalarla başlar.  Bu veriler ışığında sponsorluk alanı belirlenir ve süreç planlanır. Nihayetinde sponsorluk gerçekleştirilir. peki bu kadar mı? Elbette hayır! Belki de her şey …Sonraki Sayfa » […]
  • KSS projelerinin ölçümlenmesi
    Ölçümleme halkla ilişkilerin belki de en çok tartışılan aşamalarından biri olmuştur. Bu durum Kurumsal Sosyal Sorumluluk (KSS) projeleri için de değişmemekte. Kimi yazarlar KSS projelerinin etkinliğinin ölçümlenmesinin zor olduğunu söylemektedir (Miller, Ahrens, vg). Bu görüşe sahip yazarlar çoğunlukla KSS projeleri …Sonraki Sayfa » […]
  • İnternette yer alan haberlerimizin hedef kitlemiz üzerindeki etkilerini ölçümleyebilir miyiz?
    İnternet üzerinde yer alan haberlerimizi elbette ki ölçümleyebiliriz. Unutmayalım ki ölçümlenemeyen hiçbir durumda faydadan söz edilemez. İnternet üzerinde yayınlanmış olan haberlerin ölçümlenmesinde de klasik mecralarda olduğu gibi kalitatif ve kantitatif olmak üzere iki kriter mevcuttur. Kalitatif kriterimiz haberlerin hedef kitlemizde …Sonraki Sayfa » […]
  • Halkla ilişkiler ölçümlemesinde yeni bir model : PRSMR
    PRSMR yaklaşık bir ay önce duyurulduğunda halkla ilişkilerciler tarafından heyecanla karşılandı. Kurumlar ve PR ajansları PRSMR’ın detaylarını biran önce öğrenebilmek için hem Era hem de Vedea’dan oldukça yoğun randevu talepleri oldu. Her iki kurumunda takvimleri oldukça sıkışık durumda. Bu durum aslında …Sonraki Sayfa » […]
  • Neden küresel ekonomik kriz ortamında iletişimi kesmeliyiz?
    Eğer küresel ekonomik krizi bahane edip iletişiminizi ölçümlemiyorsanız, iletişiminizi kesmenizde fayda var. Ali Saydam her fırsatta Sir Ian Vallance’dan ödünç aldığı şu sözü söyler “ölçmüyorsan yapma” çok da doğru söyler, ölçmüyorsan yapma… Aslında iletişim ile ilgili hemen herkesin bildiği bir …Sonraki Sayfa » […]
  • Halkla ilişkilerde ölçümlemenin tarihi
    Halkla ilişkiler pazarlamanın en önemli bileşenidir. Halkla ilişkiler yöntemleriyle hedef kitlenin kurum ya da ürün hakkındaki düşünceleri değiştirilebilir, tüketici davranış ve alışkanlıklarına etki edilebilir, hissedarların firmaya dair beklentileri şekillendirilebilir, çalışanların motivasyonları artırılabilir. Sağlanan bu faydalardan söz edebilmek için ö […]
  • Halkla ilişkilerde CPM
      CPM(Cost Per Thousand-her 1000 kişi başına maliyet), hedef kitlemizden 1.000 kişiye erişim sağlamak için katlandığımız bedeli ifade eder. Ya da başka bir değişle Hedef kitlemizden 1.000 kişiye erişim sağlamanın maliyetidir. CPM Günümüzde pazarlamacılar için reklam, sponsorluk ve etkinlik projelerini …Sonraki Sayfa » […]