Nobel Ödüllü Milton Friedman Nerede Yanıldı?

Nobel ödüllü ekonomist Milton Friedman’ın tarihe geçen söyleşilerinden biri 13 Eylül 1970 tarihinde New York Times’da yayımlanmıştı. Friedman; “özel sektörün sosyal sorumluluğu kâr etmektir” şeklinde ifade ettiği görüşlerini, ünlü deyişi ile noktalamıştı: “The business of business is business!”...
Aradan 36 yıl geçti ve özellikle 2000’li yıllar Friedman’ın ortaya koyduğu bu görüşün sorgulanmasına neden olmaya başladı. Hani Enron ile birlikte kağıttan kaleler olarak arka arkaya devrilen dev şirketlerin Amerikan iş dünyasında yarattığı hasarın arkasındaki kâra susamışlık belki bu şirketleri yöneten üst düzey yöneticilerin bireysel para hırslarının bastırılması şeklinde değerlendirilebilir. Ancak gözü, kâra dönüştürülmüş paradan başka bir şey görmeyen bir kültürün bu sonucu ortaya çıkartması şaşırtıcı mı?
Belki de sistemin sorgulanmaya başlaması bu nedenle gündeme geldi. Yeni CEO’lar için 100 günlük bir balayı dönemi ve arkasından 11-18 ay arasında değişen ve doğrudan hisse senetlerinin prim yapmasına odaklı bir performans beklentisi yatırımcıların “kâr” beklentisinin iz düşümü değil mi? Bir başka pencereden baktığımızda; üç ayda bir açıklanmaya odaklı bilançolar, şirketleri üçer aylık gündemlerle yönetilen kurumlar haline dönüştürmüyor mu?
Peki ne oldu da, sosyal fonlar ortaya çıktı o zaman? Dow Jones Sustainability Index ve FT4GOOD endeksindeki hacim son beş yıldır katlanarak artıyor. Yatırımcıların öncelikli tercihi haline dönüşüyor. Şirketler bu endekse girebilmek için kılı kırk yaran sistematik denetimler silsilesinden geçmeyi neden göze alıyorlar?
Aslında tüm bunların çok basit bir cevabı var… Ne dünyamız 1970’lerin dünyası, ne de günümüz toplumlarının duyarlılıkları ve değerleri o yıllardakiler ile uyumlu.
Temmuz 2006’da Cenevre’de Dünya İş Konseyi Sürdürülebilir Kalkınma Başkanlığı tarafından açıklanan yeni sosyal sorumluluk anlayışı; sistemi iş modellerinin içine almayı öneriyor. Yani, iş dünyası sosyal sorumlu olmakla kalmamalı bu sistemi iş modellerinin içine; tedarikten, üretime, dağıtıma, son tüketiciye kadar yaşatmalı diyor. Bunu derken, Milton Friedman’ın ortaya attığı tezi toptan geri dönüşümlü olmamak üzere çöp kutusuna gönderiyor!
İş dünyasının sosyal sorumluluk konusundaki hassasiyetinin kaynaklandığı bir diğer nokta “green wash”… Yani, ekolojik çevre ile ilgili duyarlılıklar konusunda “mış” gibi yapmak… Toplumun yükselen değerleri içindeki ekolojik duyarlılık pastasından pay alıp sempati yaratmak isteyen şirketlerin aslında bir ceviz kabuğunu bile doldurmayacak faaliyetlerini “büyük ve önemli bir şeyler yapıyorlarmış” gibi topluma sunmaları…
Kyoto sözleşmesini imzalamamakta direnen ABD’nin bu tutumunun arkasında Milton Friedman’ın tohumlarını attığı iş yapma ve yönetme anlayışı da sorgulanabilir mi acaba? Öyle ya; iş dünyasına ne küresel ısınma diye bir sorun varsa… İş dünyası kâr yapmalı, küresel ısınma ile nasıl olsa ilgilenen birileri olacaktır!
Bütün bunları alt alta koyduğumuzda, yirmi birinci yüzyılın yepyeni dinamiklerini görmekteyiz. Rauf Ateş’in “Yeni Normal” kitabında yer verdiği gibi, iş dünyasında artık hiç bir şey eskisi gibi değil. Şirketler de artık birer “kurumsal vatandaş”… İş dünyası içinde “kurumsal sosyal sorumlu” olmaktan önce; bireysel sorumluluklar alanında bir performans kaçınılmaz görünüyor. Bunları yerine getirenler doğal olarak kurumsal anlamda da sosyal sorumlu olacaklar.
Şirketlerin varlıkları tabii ki “kâr” edebildikleri sürece güvence altında olacaktır. Ama, toplumun değişen dinamikleri ile “sürdürülebilir kârlılık” arasında inkar edilemeyecek bir ilişki ortaya çıkmıştır. Sadece kârlılığın değil, şirket varlığının sürdürülebilir hale dönüşmesi, Dünya İş Konseyi Sürdürülebilir Kalkınma Bölümü’nün ortaya koyduğu gibi konuyu iş modellerinin içinde çözümlemekle mümkün olabilecek gibi görünmektedir.
Örneğin, British Telecom, tüm tedarikçilerine demektedir ki; “Eğer Global Reporting Initiative raporlaması yapmıyorsanız benimle çalışamazsınız!” Çünkü, başta yatırımcılar olmak üzere, iş dünyasının bugün benimsemiş olduğu standartlar bu adrestedir.. Tercümesi ise şöyledir; sürdürülebilir kârlılık için “GRI” raporlaması yapmak gerekmektedir. Bu raporlama standartları, tüm sosyal paydaşların beklentileri ve duyarlılıkları ile paraleldir!
Ekonomist Milton Friedman yanıldı. 36 yıl önce, iş dünyasına yanlış bir adres tarif etti. Bir de şöyle düşünelim; Friedman, bugün Dünya İş Konseyi Sürdürülebilir Kalkınma Başkanlığının tarif ettiği gibi bir reçeteyi 36 yıl önce elimize tutuşturmuş olsaydı daha farklı bir dünyada yaşıyor olabilir miydik acaba?

not: Bu yazı, İşveren Dergisi ekim 2006 sayısında yayınlanmıştır.

“Nobel Ödüllü Milton Friedman Nerede Yanıldı?” için 0 Yorum yapılmış.


  1. Yorum Yapılmamış

Yorum yapın

Yorum yapmak için giriş yapmanız gerekiyor.




        


RSS PR notu | Halkla ilişkilerde ölçümleme

  • Fuar başarısını ölçümlemek
    Fuarlar, günümüz rekabet koşullarında etkili pazarlama ilişkilerini yakalama, güçlü satış grafiği yaratma, geleceğe yönelik ticari ilişkiler kurma veya geliştirme gibi katılımcılara birçok fırsat sunar.  Başarılı sonuçlar elde etme açısından oldukça kapsamlı bir çalışma gerektiren fuarlar, halkla ilişkilerin önemli araçlarından biridir. …Sonraki Sayfa » […]
  • Barselona deklerasyonu ya da İlk uluslararası PR ölçümleme standartları
    Halkla ilişkilerde ölçümleme önemli bir problem teşkil etmekte. Hali hazırda kullanılan ölçümleme metotlarının özellikle reklam eşdeğerin doğru ve kaliteli sonuçlar vermesi konusunda sektörde ciddi görüş ayrılıkları söz konusu. Bu muallâklık sadece Türkiye’deki değil tüm dünyada ki araştırmacılar için geçerlidir. Cem …Sonraki Sayfa » […]
  • Halkla ilişkilerde ölçümleme süreci
    […]
  • Sponsor olduk, peki amacımıza ulaştık mı?
    Sponsorluklar en karmaşık süreçlere sahip iletişim faaliyetlerinin başında gelir. Bu süreç önce kapsamlı ve çok boyutlu araştırmalarla başlar.  Bu veriler ışığında sponsorluk alanı belirlenir ve süreç planlanır. Nihayetinde sponsorluk gerçekleştirilir. peki bu kadar mı? Elbette hayır! Belki de her şey …Sonraki Sayfa » […]
  • KSS projelerinin ölçümlenmesi
    Ölçümleme halkla ilişkilerin belki de en çok tartışılan aşamalarından biri olmuştur. Bu durum Kurumsal Sosyal Sorumluluk (KSS) projeleri için de değişmemekte. Kimi yazarlar KSS projelerinin etkinliğinin ölçümlenmesinin zor olduğunu söylemektedir (Miller, Ahrens, vg). Bu görüşe sahip yazarlar çoğunlukla KSS projeleri …Sonraki Sayfa » […]
  • İnternette yer alan haberlerimizin hedef kitlemiz üzerindeki etkilerini ölçümleyebilir miyiz?
    İnternet üzerinde yer alan haberlerimizi elbette ki ölçümleyebiliriz. Unutmayalım ki ölçümlenemeyen hiçbir durumda faydadan söz edilemez. İnternet üzerinde yayınlanmış olan haberlerin ölçümlenmesinde de klasik mecralarda olduğu gibi kalitatif ve kantitatif olmak üzere iki kriter mevcuttur. Kalitatif kriterimiz haberlerin hedef kitlemizde …Sonraki Sayfa » […]
  • Halkla ilişkiler ölçümlemesinde yeni bir model : PRSMR
    PRSMR yaklaşık bir ay önce duyurulduğunda halkla ilişkilerciler tarafından heyecanla karşılandı. Kurumlar ve PR ajansları PRSMR’ın detaylarını biran önce öğrenebilmek için hem Era hem de Vedea’dan oldukça yoğun randevu talepleri oldu. Her iki kurumunda takvimleri oldukça sıkışık durumda. Bu durum aslında …Sonraki Sayfa » […]
  • Neden küresel ekonomik kriz ortamında iletişimi kesmeliyiz?
    Eğer küresel ekonomik krizi bahane edip iletişiminizi ölçümlemiyorsanız, iletişiminizi kesmenizde fayda var. Ali Saydam her fırsatta Sir Ian Vallance’dan ödünç aldığı şu sözü söyler “ölçmüyorsan yapma” çok da doğru söyler, ölçmüyorsan yapma… Aslında iletişim ile ilgili hemen herkesin bildiği bir …Sonraki Sayfa » […]
  • Halkla ilişkilerde ölçümlemenin tarihi
    Halkla ilişkiler pazarlamanın en önemli bileşenidir. Halkla ilişkiler yöntemleriyle hedef kitlenin kurum ya da ürün hakkındaki düşünceleri değiştirilebilir, tüketici davranış ve alışkanlıklarına etki edilebilir, hissedarların firmaya dair beklentileri şekillendirilebilir, çalışanların motivasyonları artırılabilir. Sağlanan bu faydalardan söz edebilmek için ö […]
  • Halkla ilişkilerde CPM
      CPM(Cost Per Thousand-her 1000 kişi başına maliyet), hedef kitlemizden 1.000 kişiye erişim sağlamak için katlandığımız bedeli ifade eder. Ya da başka bir değişle Hedef kitlemizden 1.000 kişiye erişim sağlamanın maliyetidir. CPM Günümüzde pazarlamacılar için reklam, sponsorluk ve etkinlik projelerini …Sonraki Sayfa » […]