Amerika Birleşik Devletler’ inde Enron’la başlayan ve milyar dolarlık ticari imparatorlukların kağıttan kaleler gibi ardı ardına devrilmesi, 1990’ların başında İngiltere’de yaşanmış Poly Peck skandalının küllerinin temizlenmesine neden oldu.
Türk iş dünyasının da yakından izlediği Poly Peck skandalı, Kıbrıslı işadamı Asil Nadir’in borsada spekülatif ve manipülatif girişimleri nedeniyle haksız kazanç elde ettiği savı ile tüm Avrupa borsalarını karıştırmıştı.
Bu olaydan ağzı yanan uluslararası iş dünyası yasa ve yönetmeliklerin yetmediği durumlarda bile, düzgün, açık, dürüst iş yapma ilkelerinin geçerli olacağı bir yeni “anayasanın” peşine düştüler. “Cadbury” raporu bu ortamda yazıldı. Bu rapor iş dünyasında, on yılı aşkın bir süre sonra önemi anlaşılacak ve tozlu raflardan indirilecek bir çalışma idi.
Çünkü, yazılı çizili olmayan bu anayasayı tarif eden Cadbury raporunun içeriğinin ne kadar önemli olduğunun anlaşılması ancak Enron skandalı ile ortaya çıktı. Bilanço oyunları ile, kendilerine güvenen binlerce yatırımcının parasını cebine indiren üst düzey yöneticilerin yaşadıkları özel jetli, havyar soslu, “compensation” salçalı hayat bir anda duruverdi!
İyi kurumsal yönetim, iş dünyası gündeminin bir numaralı maddesi oldu. Uluslararası ticaretin resmi yasa ve yönetmeliklerle donanımlı zorunlu hareketlerine, “güven inşâ” etmekte baş rolü oynayacak “artistik” hareketler eklendi. Bu “artistik” hareketler, Enron’da başları yanan ve gelecekleri kararan yatırımcılar için de bir kurtuluş reçetesi oldu.
Açıklık, dürüstlük,şeffaflık, hesap verilebilirlik politikaları ve etik ilkelerle şirket yönetmek, yasa ve yönetmeliklerdeki zorunlulukları harfiyen yerine getirmekten daha önemli hale geldi. Günümüzde şirketler bugüne kadar, kaleme alanlarından başka kimsenin okumadığı vizyon, misyon ve değerler silsilesini yeniden ele almaya başladılarsa, iyi kurumsal yönetimle ilgili beklentileri ile iş dünyası içinde yeniden “güven inşâ” etmenin gerekliliğine inandıkları içindir…
Ülkemizde de iyi kurumsal yönetim alanında 2000’ler sonrasında dünyadaki gelişmelere paralel ve eş zamanlı ilerlemelerin sağlandığını görmekteyiz. Sermaye Piyasası Kurulu’nun konuya ilişkin ilkeler tebliği, İMKB’nin bu ilkeleri destekleyen politikaları ve küçük, orta, büyük tüm kuruluşların konuyla ilgili bilgi düzeylerinin artırılmasına yönelik Kurumsal Yönetim Derneği’nin yapmış olduğu çalışmalar konuya ilgi duyanları hem içerik hem de uygulama olarak tatmin edecek düzeydedir.
Bu çalışmalara paralel olarak, İsveç’li GSM şirketi Telia Sonera’nın ana sponsorluğunu yaptığı; Sermaye Piyasası Kurulu, Kurumsal Yönetim Derneği ve Sürdürülebilir Kalkınma Derneğinin destekleyici sponsorluklarını üstlendiği “GOOD” programı, kapsamı ve içeriği itibariyle de Türk iş dünyasının konuyla ilgili bilgi ve heyecan düzeyini artırıcı nitelikte görünmektedir. Program, 2006 yılı başında tanınmış İngiliz araştırma şirketi MORI’ye yaptırılan uluslararası araştırma ile başlatılmış ve arkasından, birer ay ara ile üç panel düzenlenmiştir. Söz konusu panellere, iyi kurumsal yönetim ve kurumsal itibar konularıyla ilgili yerli ve yabancı, her zaman her yerde dinlenmesi kolay olmayacak konuşmacılar davet edilmiştir. İsveç Ticaret Merkezi ile Capital dergisinin ortaklaşa geliştirdikleri GOOD programı ile ilgili bu panellerde yapılan konuşmalar ve sunumlar; www.goodprogram.org sitesinde bulunmaktadır. GOOD programı, sonbaharda bir tam gün sürecek uluslararası bir konferans ile son bulacak.
Konuyu buraya çekmemizin çok basit bir nedeni var; çok uzun yıllardır, içeride ve dışarıda bir “güven” sorunu yaşamaktayız. İş hayatında, siyasette, uluslararası ilişkilerde ve aklımıza gelebilecek hemen her alanda böyle bir sorunun varlığını inkar edemeyiz.
İş dünyasının yeni kavramlarından kurumsal itibarın yönetilmesi ile ilgili tasarımlarda işe “güven inşâ edecek politikalar” ile başlanır. En önemli sermaye olan kurumsal itibarın yönetilmesi ve korunması için vazgeçilmez olan bu politikaların açık ve net tarifi çok ama çok önemlidir. İşte bu politikaların başında da “İyi kurumsal yönetim” ilkeleri gelmektedir. Karşılıklı güvene dayalı iklimi oluşturmak için bir nevi “tutkal”dır bu ilkeler…
Gerek kamu sektöründe, gerekse de özel sektörde iyi kurumsal yönetim uygulamalarının yaygınlaşması, beraberinde “sorunlar yumağı” biçiminde duran bir çok konunun da birer birer ortadan kalkabileceğini göstermektedir.
Siyasetin şeffaflaşması ve hesap verilebilirlik alanlarının oluşması; iş dünyasının iş ve ilişki süreçlerini yine bu bağlamda yönettikleri alanlara taşıması, coğrafi sınırların anlamını yitirdiği ancak yerel kimlik ve değerlerin önemini daha da artırdığı küresel stratejiler içinde sürdürülebilir büyümeyi güvence altına alacak temel yaklaşımlar olarak görülmektedir.
İş dünyasında, geleceğini güvence altına almak ve sürdürülebilir büyümenin reçetesini sorup soruşturanlara “her derde deva” türünden bir ilaç; iyi kurumsal yönetim…
not: Bu yazı, İşveren Dergisi mayıs 2006 sayısında yayınlanmıştır.







PR arama motoru
TUHİD
İDA
“Her derde deva: İyi kurumsal yönetim” için 0 Yorum yapılmış.