<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
		>
<channel>
	<title>Gazetecileri kim yönetiyor? yazısına yapılan yorumlar</title>
	<atom:link href="http://www.prbu.com/pr-yorum/gazetecileri-kim-yonetiyor/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.prbu.com/pr-yorum/gazetecileri-kim-yonetiyor/</link>
	<description>"Halkla ilişkiler"e dair her şey</description>
	<lastBuildDate>Tue, 17 Nov 2009 20:02:48 +0000</lastBuildDate>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0</generator>
	<item>
		<title>Yazar: serhatayan</title>
		<link>http://www.prbu.com/pr-yorum/gazetecileri-kim-yonetiyor/comment-page-1/#comment-250</link>
		<dc:creator>serhatayan</dc:creator>
		<pubDate>Wed, 17 Jun 2009 09:14:57 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.prbu.com/?p=450#comment-250</guid>
		<description>Serbest piyasa koşulları her şeyin birebir açıklayıcısı. Şikayet etmeden önce dikkatlice neyin yolunda gitmediğine dikkatlice bakmak gerekiyor.

Reklamcıların reklamverene vermemesi gereken sözleri vermesinin bir tane önemli sebebi var: Elindeki mal yeterli değil veya yeterli olmadığını düşünüyor. Yeterli olsa onun sırtı dik olur ve istediği paradan reklam verir.

Bunun müsebbibi gazeteci de olabilir, gazetenin patronu da ve hatta matbaa da. Ama düzgün ekonomik şartlarda düzgün bir gazete kendi kurallarını kendi koyar. Kimse de onlara höt zöt yapamaz. Ama sizin daha gazete dergi çıkarırken sesiniz titriyorsa ona zaten yapacak bir şey yok.

İcazeten sözüm meclisten dışarı diyorum.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Serbest piyasa koşulları her şeyin birebir açıklayıcısı. Şikayet etmeden önce dikkatlice neyin yolunda gitmediğine dikkatlice bakmak gerekiyor.</p>
<p>Reklamcıların reklamverene vermemesi gereken sözleri vermesinin bir tane önemli sebebi var: Elindeki mal yeterli değil veya yeterli olmadığını düşünüyor. Yeterli olsa onun sırtı dik olur ve istediği paradan reklam verir.</p>
<p>Bunun müsebbibi gazeteci de olabilir, gazetenin patronu da ve hatta matbaa da. Ama düzgün ekonomik şartlarda düzgün bir gazete kendi kurallarını kendi koyar. Kimse de onlara höt zöt yapamaz. Ama sizin daha gazete dergi çıkarırken sesiniz titriyorsa ona zaten yapacak bir şey yok.</p>
<p>İcazeten sözüm meclisten dışarı diyorum.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Yazar: Erdal Kaplanseren</title>
		<link>http://www.prbu.com/pr-yorum/gazetecileri-kim-yonetiyor/comment-page-1/#comment-249</link>
		<dc:creator>Erdal Kaplanseren</dc:creator>
		<pubDate>Wed, 17 Jun 2009 07:06:02 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.prbu.com/?p=450#comment-249</guid>
		<description>Kaleminize sağlık Necla Hanım.
Giderek önemi artan bir konuda önemli tespitler yapmışsınız. Çok ciddi sorunlara ve iş yapma süreçlerinde rahatsızlıklara yol açan bir algıyı net biçimde tarif etmişsiniz.
Yazdığınız gibi, sorumluluk hepimizin. Ben gazeteci olarak bu anlamda üzerime düşeni yapmaya gayret ediyorum. Görüştüğüm tüm firma yetkililerine, yazı işleri konusunda kesinlikle direkt benimle ve editörlerimle irtibata geçmelerini söylüyorum. Reklamcı üzerinden gelen herhangi bir haber ve daveti kabul etmediğimi de yüksek sesle söyledim.
Reklamcıların firmadan ilan almak için &quot;haber desteği sözü&quot; verdiğini kesin olarak biliyoruz. Pek çok reklam satın almacı ve şirket yetkilisinin de reklamcı ile görüşürken &quot;haberimizi çıkarırsanız reklam alırsınız&quot; dediklerini ve hatta &quot;bizim haberlerimiz sizde çıkmıyor, bu yüzden size ilan vermiyoruz&quot; diyebiliyorlar.
Peki, haberinizin çıkması için şimdiye kadar nasıl bir çaba sarf ettiniz, yazı işleri yönetimiyle irtibata geçtiniz mi, haber önerileri ortaya çıkardınız mı? Bunların cevabı genelde hayır oluyor. Çünkü, kendi adıma söyleyebilirim ki, haberlerinin çıkması konusunda çaba gösteren firmalara mutlaka destek veriyorum. Bir bilgisayar dergisi için &quot;haber&quot; ile haber dergisi ve gazete için &quot;haber&quot; farklı şeyler. Bunu da eklemekte fayda var.

Reklamcı üzerinden gelen bir bülten dergiye haber olarak girdiğinde veya reklamcı üzerinden gelen bir davete yazı işleri katıldığında, firma tarafında oluşan düşünce &quot;orada reklamcının düdüğü ötüyor&quot; şeklinde oluyor. Gazetede çalıştığım dönemde bir basın toplantısında, ön sırada oturan iki reklamcı ile firma yetkilisi arasında geçen sohbete kulak misafiri olduğumda tüylerim diken diken oldu. &quot;Bak gördün mü .... gazetesinin reklamcısı muhabirini getirememiş, biz getirdik bak. Senin muhabir nerde? Haa o mu. Tamam.&quot; 
Her ne kadar biz dergiciler de bu durumdan rahatsız olsak da; gazetelerin, bilhassa ekonomi servisinde çalışanların durumu daha hassas. Gazeteciyi, haberi, röportajı, köşe yazısını &quot;reklamla satın alınabilir&quot; şeklinde yorumlamalarını normal kılan pratikler bunlar... 
&quot;Bizim ürünümüz testte 1. olmamış, bizim ürünümüz editörün seçimi ödülü almamış, bizim ürünümüz bu sayıda çıkmamış&quot; diye telefon açıp hesap soranlar var. Ve bilin bakalım bu cüret ve cesareti nereden alıyorlar dersiniz? Elbette reklam ilişkilerinden. 
Bu durumun önüne geçmenin en önemli yöntemlerinden biri, reklamcı-yazı işleri ilişkisini belli alanlarda sınırlamaktan geçiyor. Düşünün, bir marka o sene reklam bütçesi ayıramadığı için reklamcının yazı işlerine &quot;bu firmanın haberlerini kullanmayalım&quot; demesi ne kadar saçma bir uygulama? &quot;Bu firma bize reklam veriyor, onun haberlerini mutlaka kullanalım&quot;dan farkı yok. İlan verip haber desteği isteyen firmanın, yarın ilan vermediğinde başına gelecek şeyin bu olacağını bilmesi gerekir. Her ikisini de tasvip etmiyorum ve bu oyuna katılmıyorum. Haber için yanıp tutuşan firmaların azıcık gayret edip PR yapması gerekiyor. 
Reklam-haber ilişkisi PR&#039;ın baş düşmanıdır. Bu durumu düzeltme konusunda en büyük görev de sanırım PR&#039;cılara düşüyor. 

Erdal Kaplanseren</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Kaleminize sağlık Necla Hanım.<br />
Giderek önemi artan bir konuda önemli tespitler yapmışsınız. Çok ciddi sorunlara ve iş yapma süreçlerinde rahatsızlıklara yol açan bir algıyı net biçimde tarif etmişsiniz.<br />
Yazdığınız gibi, sorumluluk hepimizin. Ben gazeteci olarak bu anlamda üzerime düşeni yapmaya gayret ediyorum. Görüştüğüm tüm firma yetkililerine, yazı işleri konusunda kesinlikle direkt benimle ve editörlerimle irtibata geçmelerini söylüyorum. Reklamcı üzerinden gelen herhangi bir haber ve daveti kabul etmediğimi de yüksek sesle söyledim.<br />
Reklamcıların firmadan ilan almak için &#8220;haber desteği sözü&#8221; verdiğini kesin olarak biliyoruz. Pek çok reklam satın almacı ve şirket yetkilisinin de reklamcı ile görüşürken &#8220;haberimizi çıkarırsanız reklam alırsınız&#8221; dediklerini ve hatta &#8220;bizim haberlerimiz sizde çıkmıyor, bu yüzden size ilan vermiyoruz&#8221; diyebiliyorlar.<br />
Peki, haberinizin çıkması için şimdiye kadar nasıl bir çaba sarf ettiniz, yazı işleri yönetimiyle irtibata geçtiniz mi, haber önerileri ortaya çıkardınız mı? Bunların cevabı genelde hayır oluyor. Çünkü, kendi adıma söyleyebilirim ki, haberlerinin çıkması konusunda çaba gösteren firmalara mutlaka destek veriyorum. Bir bilgisayar dergisi için &#8220;haber&#8221; ile haber dergisi ve gazete için &#8220;haber&#8221; farklı şeyler. Bunu da eklemekte fayda var.</p>
<p>Reklamcı üzerinden gelen bir bülten dergiye haber olarak girdiğinde veya reklamcı üzerinden gelen bir davete yazı işleri katıldığında, firma tarafında oluşan düşünce &#8220;orada reklamcının düdüğü ötüyor&#8221; şeklinde oluyor. Gazetede çalıştığım dönemde bir basın toplantısında, ön sırada oturan iki reklamcı ile firma yetkilisi arasında geçen sohbete kulak misafiri olduğumda tüylerim diken diken oldu. &#8220;Bak gördün mü &#8230;. gazetesinin reklamcısı muhabirini getirememiş, biz getirdik bak. Senin muhabir nerde? Haa o mu. Tamam.&#8221;<br />
Her ne kadar biz dergiciler de bu durumdan rahatsız olsak da; gazetelerin, bilhassa ekonomi servisinde çalışanların durumu daha hassas. Gazeteciyi, haberi, röportajı, köşe yazısını &#8220;reklamla satın alınabilir&#8221; şeklinde yorumlamalarını normal kılan pratikler bunlar&#8230;<br />
&#8220;Bizim ürünümüz testte 1. olmamış, bizim ürünümüz editörün seçimi ödülü almamış, bizim ürünümüz bu sayıda çıkmamış&#8221; diye telefon açıp hesap soranlar var. Ve bilin bakalım bu cüret ve cesareti nereden alıyorlar dersiniz? Elbette reklam ilişkilerinden.<br />
Bu durumun önüne geçmenin en önemli yöntemlerinden biri, reklamcı-yazı işleri ilişkisini belli alanlarda sınırlamaktan geçiyor. Düşünün, bir marka o sene reklam bütçesi ayıramadığı için reklamcının yazı işlerine &#8220;bu firmanın haberlerini kullanmayalım&#8221; demesi ne kadar saçma bir uygulama? &#8220;Bu firma bize reklam veriyor, onun haberlerini mutlaka kullanalım&#8221;dan farkı yok. İlan verip haber desteği isteyen firmanın, yarın ilan vermediğinde başına gelecek şeyin bu olacağını bilmesi gerekir. Her ikisini de tasvip etmiyorum ve bu oyuna katılmıyorum. Haber için yanıp tutuşan firmaların azıcık gayret edip PR yapması gerekiyor.<br />
Reklam-haber ilişkisi PR&#8217;ın baş düşmanıdır. Bu durumu düzeltme konusunda en büyük görev de sanırım PR&#8217;cılara düşüyor. </p>
<p>Erdal Kaplanseren</p>
]]></content:encoded>
	</item>
</channel>
</rss>
