Gazeteci kovalamak için harcadığın zamanı özenli bir basın bülteni için kullanmaya ne dersin?

90’lı yılların sonunda gazeteciler ve halkla ilişkiler uzmanları arasındaki ilişkiyi incelemek için Colorado’da Media and Management Consultant’tan Dean Rotbart, 225 Amerikalı gazeteci üzerinde bir araştırma yapmış. Elde edilen istatistiki bilgilere göre, gazetecilerin %47’si halkla ilişkiler uzmanlarını bir dert olarak görmenin yanı sıra %46’sı da halkla ilişkiler uzmanlarının çoğu zaman doğruyu söylemediklerini düşünüyormuş. Peki zaman geçtikçe halkla ilişkicilerin bu istenmeyen durumdan ders aldıklarını mı düşünüyorsunuz? Bu gün hala gazetecilerin, halkla ilişkiler uzmanlarından yana dert yandıklarını pek çok ilgili kitap, dergi, web siteleri ve bloglarda görmek mümkün. Hatta gittikçe artıyor mu ne?
Halkla ilişkilerci mi? Uzak dursun!
“Halka ilişkiler uzmanlarından gelen telefonlarla sürekli vaktim çalınıyor.”
“Halka ilişkiler sahte olaylar ve düzmece ifadelerle iletişim kanallarını doldurur.”
“ Halka ilişkiler uzmanları tarafından verilen bilgilerin haber değeri olmuyor ve özünde yeni bir şey ifade etmiyor.”

Şikâyetlerin bu boyutunun sadece gazeteci ve halkla ilişkiler çalışanları arasında tartışılacak bir konu olmadığı, olaya ajans müşterilerinin ve onların medya ilişkilerine karşı mevcut tutumunun da dâhil edilmesi gerektiği söylenegelmektedir. Lakin müşterilerin, kendisi ya da firmasıyla ilgili en ufacık bir olayın haber yapılmasını istemesi, halka ilişkiler ajanslarıyla firma hakkında çıkarılacak olumlu haber sayısı üzerinden anlaşmalar yapmaya çalışması, istedikleri olmadığı taktirde iş bağlarını koparmakla ajansları tehdit etmesi gibi gerçek bir halkla ilişkiler çalışmasına dahil edilemeyecek olaylar nasıl oluyor da halkla ilişkiler ajanslarının engeline takılmadan bir dizi saçma sapan basın bülteni, basın gezisi daveti vb. olarak gazetecilerin posta kutusuna intikal edebiliyor. Peki ya sürekli halkla ilişkiler uzmanlarının gönderdiği bir dizi haber niteliği olmayan bültenlerden şikayet eden onca gazetecinin yanında bu bültenlerin yayınlanmasına müsaade edenlere ne demeli? Kısacası firma sahipleri(müşteriler)- halkla ilişkiler uzmanları- gazeteci üçgeni içerisinde ismi ne halkla ilişkiler ne de gazetecilik olan pek çok iş, basında “bir şekilde” sergilenmektedir. Burada en çok zararı görenin ise bize halkla ilişkiler mesleğinin itibarı olduğunu düşündürüyor. İşi algı yönetmek olan halka ilişkiler uzmanlarının kendi iletişimini gazeteciler ve müşterileri nezdinde “doğru” ve olumlu yönde kuramıyor olması ne kadar vahim değil mi?

Halkla ilişkiler uzmanları hakkında bu kadar olumsuz düşünceye sahip olmaları, basına yönelik yapılan halkla ilişkiler çalışmalarının pek çoğunu değerlendirmediklerini söylemelerine rağmen gazetecilerin haber kaynaklarının neredeyse yarısının halkla ilişkiler kaynaklarından olduğu bilinmektedir. Kullanılan halkla ilişkiler kaynaklarının büyük bir oranını ise basın bültenleri oluşturmaktadır. Posta kutusuna düşen 20 bültenden ortalama ikisinin değerlendirildiği bir ortamda halka ilişkiler çalışanları bültenlerini okunabilir ve kullanılabilir kılmak durumundadır. Bunun için gazeteciler üzerinde baskı kurmak yerine iyi bir basın bülteni yazmak yeterli olacaktır.
Peki, etkili bir basın bülteni nasıl yazılır?
Basın bülteni yazmak için ilk önce elinizde ilginç, dikkat çekici yani haber niteliği taşıyan, hedef kitlenizde merak duygusu oluşturacak bir olayın olması gerekmektedir. Bunlar;
• Yeni bir hizmet veya ürün tanıtımı
• Ödül kazanımları
• Yeni ortaklıklar
• Kurumun yönetiminde meydana gelen değişiklikler
• Sektörle ilgili yaptırılan araştırma veya anket sonuçlarının kamuya bildirilmesi
• Ürün ya da hizmet ile alakalı gerçekleştirilecek olan etkinlikler gibi başlıca konular olduğu gibi genişletebilmek de mümkün.
Basın bülteninizin konusunun önemi kadar bunun sunuşu da bir o kadar önemlidir. Kötü bir sunuşun içerisinde verilecek olan her türlü bilgi kaybolmaya, gözden kaçmaya mahkumdur. Yüzlerce bülten arasından kendi bültenimizin muhabir, editör ya da yayıncının dikkatini çekebilmesi ve değerlendirilmesi için bülten yazımı aşamasında göz önünde bulundurmamız gereken bir takım kriterler söz konusudur. Şimdi bu kriterlere göz atalım.
Başlık yazımı:
• Başlığın çok uzun olmamasına özen gösterilmeli. 8-10 kelimeden fazla olmamalı
• Başlık sadece tek bir olay içermeli birden fazla değil.
• Sektör içinden kelimeler başlıkta yer almalı.
• Başlık da dahil olmak üzere bültenin tamamında konuya uygun canlı fiiller kullanılmalı. Başlık bir eylemi içermelidir.
İlk (özet) paragraf:
• İlk paragraf, basın bülteninizin temel noktalarının kısaca anlatıldığı bölüm olmalıdır. Bültende vereceğiniz bilgilerin neden bir haber değeri taşıdığı burada anlaşılmalıdır.
• Özet niteliğindeki bu ilk paragraf en çok 3-4 cümleden oluşmalıdır.
• Bu bölüm italik bir şekilde de yazılabilir.
Mekân ve Tarih Bildirimi:
İlk(özet) paragrafın altında, adına bülten hazırlanan kuruluşun yer aldığı şehir ve semt, bültenin yazıldığı tarihle beraber belirtilmelidir.
2,3,4. … paragraflar:
• Bülteninizi olabildiğince kısa yazın, 7-8 paragraf idealdir.
• Her bir paragrafınız tek bir konuyu içersin. Kısa olmasının yanı sıra aynı zamanda yalın ve anlaşılır olmasına özen gösterilmelidir.
• Bülten boyunca mümkün olduğunca teknik jargondan kaçınılmalıdır. Ancak bülteninizi göndereceğiniz basının belli bir konulu sektöre hitap etmesi, istisnai bir durumu gerektirir.
• Yazı işleri müdürü veyahut editörler bültenleri aşağıdan yukarıya doğru tarayıp kestikleri için en önemli bilgilerin üst paragraflarda yer almasına dikkat edilmelidir.
Kuruluş bilgisi:
Kuruluşun sürdürdüğü iş ya da işler hakkında genel bir bilgilendirmeyi içeren standart bir paragraf oluşturun. Hatta hazırlanan bu paragraf yayınlanacak olan diğer basın bültenleri için de kullanılabilir.
İletişim bilgileri:
Gerekli durumlarda irtibata geçilecek olan telefon numaraları ve adres bilgileri bülten içerisinde yer almalıdır. Okuyucunun konuyla ilgili daha fazla bilgi almak istemesi halinde başvurabileceği e-mail, twitter, facebook hesapları da paylaşılmalıdır.

Görsel Kullanımı:
Bültende dikkat çekici unsurlar barındırmak adına görsel kullanımı son derece önemlidir. Görsel malzemeyle beraber gönderilen bültenler, yalın bir halde gönderilenlere nazaran daha eleyicidir.
• Kullandığınız görsel, bülteninizde iletmek istediğiniz mesajı simgelemedir.
• Görsellerde kurum adı ya da ambleminin yer alması marka bilinirlilik oranına etki etmesi açısından önemlidir.
• Özellikle dergilere gönderilen bültenlerde görsele daha fazla yer verilmelidir.
• Kullanılan görsellerin profesyonel bir çekim olmasına özen gösterilmelidir.
Bülteninizi yazdıktan sonra kontrol edin, baştan sona okuyun.Yazdıklarınızla okuyucunun kafasında bir resim oluşturabileceğinizden emin olun ve kendinize şu soruların cevabını verin;
“Bülteni ilginç bulan birileri olacak mı?”
“Bu bülten neden birilerinin ilgisini çeksin?”
Bu soruların yanıtı hedef kitlenizle uyuşuyorsa sıra artık bülteninizi yayınlayama geldi. Basın bülteninizin değerlendirileceği tek yer artık gazete,dergi gibi mecralarla sınırlı değildir. Sosyal medyayı kullanın, firmanızın web sitelerini, ilgili blogları değerlendirin. Hem bu sayede gazetecilerin dikkatini çeksin, yazılı basında haber olsun diye elinizde sadece çok büyük olaylar olduğu zaman değil, firmanızla ilgili küçük değişikliklerin de bilgisini paylaşabileceğiniz bültenler hazırlayabilirsiniz.

“Gazeteci kovalamak için harcadığın zamanı özenli bir basın bülteni için kullanmaya ne dersin?” için 0 Yorum yapılmış.


  1. Yorum Yapılmamış

Yorum yapın

Yorum yapmak için giriş yapmanız gerekiyor.




        


RSS PR notu | Halkla ilişkilerde ölçümleme

  • Fuar başarısını ölçümlemek
    Fuarlar, günümüz rekabet koşullarında etkili pazarlama ilişkilerini yakalama, güçlü satış grafiği yaratma, geleceğe yönelik ticari ilişkiler kurma veya geliştirme gibi katılımcılara birçok fırsat sunar.  Başarılı sonuçlar elde etme açısından oldukça kapsamlı bir çalışma gerektiren fuarlar, halkla ilişkilerin önemli araçlarından biridir. …Sonraki Sayfa » […]
  • Barselona deklerasyonu ya da İlk uluslararası PR ölçümleme standartları
    Halkla ilişkilerde ölçümleme önemli bir problem teşkil etmekte. Hali hazırda kullanılan ölçümleme metotlarının özellikle reklam eşdeğerin doğru ve kaliteli sonuçlar vermesi konusunda sektörde ciddi görüş ayrılıkları söz konusu. Bu muallâklık sadece Türkiye’deki değil tüm dünyada ki araştırmacılar için geçerlidir. Cem …Sonraki Sayfa » […]
  • Halkla ilişkilerde ölçümleme süreci
    […]
  • Sponsor olduk, peki amacımıza ulaştık mı?
    Sponsorluklar en karmaşık süreçlere sahip iletişim faaliyetlerinin başında gelir. Bu süreç önce kapsamlı ve çok boyutlu araştırmalarla başlar.  Bu veriler ışığında sponsorluk alanı belirlenir ve süreç planlanır. Nihayetinde sponsorluk gerçekleştirilir. peki bu kadar mı? Elbette hayır! Belki de her şey …Sonraki Sayfa » […]
  • KSS projelerinin ölçümlenmesi
    Ölçümleme halkla ilişkilerin belki de en çok tartışılan aşamalarından biri olmuştur. Bu durum Kurumsal Sosyal Sorumluluk (KSS) projeleri için de değişmemekte. Kimi yazarlar KSS projelerinin etkinliğinin ölçümlenmesinin zor olduğunu söylemektedir (Miller, Ahrens, vg). Bu görüşe sahip yazarlar çoğunlukla KSS projeleri …Sonraki Sayfa » […]
  • İnternette yer alan haberlerimizin hedef kitlemiz üzerindeki etkilerini ölçümleyebilir miyiz?
    İnternet üzerinde yer alan haberlerimizi elbette ki ölçümleyebiliriz. Unutmayalım ki ölçümlenemeyen hiçbir durumda faydadan söz edilemez. İnternet üzerinde yayınlanmış olan haberlerin ölçümlenmesinde de klasik mecralarda olduğu gibi kalitatif ve kantitatif olmak üzere iki kriter mevcuttur. Kalitatif kriterimiz haberlerin hedef kitlemizde …Sonraki Sayfa » […]
  • Halkla ilişkiler ölçümlemesinde yeni bir model : PRSMR
    PRSMR yaklaşık bir ay önce duyurulduğunda halkla ilişkilerciler tarafından heyecanla karşılandı. Kurumlar ve PR ajansları PRSMR’ın detaylarını biran önce öğrenebilmek için hem Era hem de Vedea’dan oldukça yoğun randevu talepleri oldu. Her iki kurumunda takvimleri oldukça sıkışık durumda. Bu durum aslında …Sonraki Sayfa » […]
  • Neden küresel ekonomik kriz ortamında iletişimi kesmeliyiz?
    Eğer küresel ekonomik krizi bahane edip iletişiminizi ölçümlemiyorsanız, iletişiminizi kesmenizde fayda var. Ali Saydam her fırsatta Sir Ian Vallance’dan ödünç aldığı şu sözü söyler “ölçmüyorsan yapma” çok da doğru söyler, ölçmüyorsan yapma… Aslında iletişim ile ilgili hemen herkesin bildiği bir …Sonraki Sayfa » […]
  • Halkla ilişkilerde ölçümlemenin tarihi
    Halkla ilişkiler pazarlamanın en önemli bileşenidir. Halkla ilişkiler yöntemleriyle hedef kitlenin kurum ya da ürün hakkındaki düşünceleri değiştirilebilir, tüketici davranış ve alışkanlıklarına etki edilebilir, hissedarların firmaya dair beklentileri şekillendirilebilir, çalışanların motivasyonları artırılabilir. Sağlanan bu faydalardan söz edebilmek için ö […]
  • Halkla ilişkilerde CPM
      CPM(Cost Per Thousand-her 1000 kişi başına maliyet), hedef kitlemizden 1.000 kişiye erişim sağlamak için katlandığımız bedeli ifade eder. Ya da başka bir değişle Hedef kitlemizden 1.000 kişiye erişim sağlamanın maliyetidir. CPM Günümüzde pazarlamacılar için reklam, sponsorluk ve etkinlik projelerini …Sonraki Sayfa » […]