<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	>
<channel>
	<title>Gazeteci gözüyle PR -1- yazısına yapılan yorumlar</title>
	<atom:link href="http://www.prbu.com/pr-yorum/gazeteci-gozuyle-pr-1/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.prbu.com/pr-yorum/gazeteci-gozuyle-pr-1/</link>
	<description>"Halkla ilişkiler"e dair her şey</description>
	<pubDate>Fri, 21 Nov 2008 22:56:14 +0000</pubDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.6.1</generator>
		<item>
		<title>banu göçmener tarafından</title>
		<link>http://www.prbu.com/pr-yorum/gazeteci-gozuyle-pr-1/#comment-15</link>
		<dc:creator>banu göçmener</dc:creator>
		<pubDate>Sun, 25 Nov 2007 21:40:54 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.prbu.com/pr-yorum/gazeteci-gozuyle-pr-1/#comment-15</guid>
		<description>Yazı aslında belkide tüm iş hayatındaki kişilerin karşılaşabildiği sorunları dile getiriyor.
Her gün aynı. 
.cevabı basit ve sıkıcı gelen telefonlara cevap vermek.
.yetkiniz dahilinde olmayan sorulara sizden cevap beklenmesi...v.b.

Yazı okunurken PR'cılık sanki pek sevilmeyen ve sadece "Müşteri sıkıştırıyor" gibi basit kaçan işlerden ibaret olarak gözüküyor. Kendim, ne basında yer alan ne de PR'cılık yapan biriyim.Ancak hiç bir iş yazıldığı kadar basit değildir . Herkezin birbirine biraz daha hoşgörü ile yaklaşması gerektiğini düşünüyorum.Empati,hayatımızda son zamanlarda unuttuğumuz bir özellik.Telefonun diğer tarafında konuşan kişilerinde bizim gibi işini aynı titizlikle yapmaya çalışan insanlar olduğunu unutmamalıyız.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Yazı aslında belkide tüm iş hayatındaki kişilerin karşılaşabildiği sorunları dile getiriyor.<br />
Her gün aynı.<br />
.cevabı basit ve sıkıcı gelen telefonlara cevap vermek.<br />
.yetkiniz dahilinde olmayan sorulara sizden cevap beklenmesi&#8230;v.b.</p>
<p>Yazı okunurken PR&#8217;cılık sanki pek sevilmeyen ve sadece &#8220;Müşteri sıkıştırıyor&#8221; gibi basit kaçan işlerden ibaret olarak gözüküyor. Kendim, ne basında yer alan ne de PR&#8217;cılık yapan biriyim.Ancak hiç bir iş yazıldığı kadar basit değildir . Herkezin birbirine biraz daha hoşgörü ile yaklaşması gerektiğini düşünüyorum.Empati,hayatımızda son zamanlarda unuttuğumuz bir özellik.Telefonun diğer tarafında konuşan kişilerinde bizim gibi işini aynı titizlikle yapmaya çalışan insanlar olduğunu unutmamalıyız.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>tugba ezeroglu tarafından</title>
		<link>http://www.prbu.com/pr-yorum/gazeteci-gozuyle-pr-1/#comment-14</link>
		<dc:creator>tugba ezeroglu</dc:creator>
		<pubDate>Fri, 23 Nov 2007 14:55:20 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.prbu.com/pr-yorum/gazeteci-gozuyle-pr-1/#comment-14</guid>
		<description>Yoksa basın bizi sevmiyor mu?

Halkla ilişkilerciler olarak mesleğimizi kendimize bile tanımlamakta zorluk çekiyoruz. Kabul edilen belli tanımlamalar olsa da, işin pratiğinde her halkla ilişkilercinin yoğurt yiyişi o kadar farklı ki, hizmetlerimizi o kadar farklı kombinasyonda sunuyoruz ki, ilişkide olduğumuz kişi ve kurumların soru işaretlerini ortak bir dille cevaplayamıyoruz.  Bütün bu bilinmezlik içinde, mesleğimizi icra ederken ortaya koyduğumuz olumsuz örnekler, bizi içinden çıkılması güç bir kısır döngü içine atıyor. 
Bugün, en önemli sosyal paydaşımız olan basın gözünde PRcıların negatif algısı konusunda öncelikle dönüp aynaya bakmamız gerektirmektedir. Bir basın mensubu, bir halkla ilişkilercinin telefonuyla irkiliyorsa, bu ya yaşadığı olumsuz tecrübelerden kaynaklanıyor, ya da içinde bulunduğu ortamın ortak duygusunu yansıtıyor. 
Bugün Nur Çintay’ın yazısında (23 Kasım 2007 Radikal) geçen “Fakat onların da işi bu: Filanca basın davetine gelecek misiniz?” cümlesi de bir köşe yazarının halkla ilişkiler mesleğini nasıl gördüğünün ve yansıttığının örneğidir. İletişim dünyasında bir gazeteci ve halkla ilişkilercinin, bilgileri daha kolay, hızlı ve gerçek şekilde derleyerek, bir mesajı belki de birlikte kodlayarak kamuoyunu bilgilendirme sürecinde sinerji yaratma olasılığını, bu dünyanın en önemli oyuncusunun göz ardı etmiş olması son derece üzücü. İletişim sürecinde, basınla ilişkilerde kullandığımız yöntemler kimi zaman bir basın bülteni, ulaştığına emin olmamız ve her gün gönderilen yüzlerce basın bülteni arasında basın mensubunun dikkatini çekmesini istediğimiz, kimi zaman ise bir mesajı aktarmak için planladığımız etkinlik, davet, katılımı sağlamak için çaba gösterdiğimiz. Ancak tüm süreçte, iyi bir takım oyuncusu olduğumuzu onlara hissettirmemiz ve ikna etmemiz gerek. Böylelikle işbirliği temelimiz sağlamlaşacaktır. Uzun vadede ise halkla ilişkilerin günümüzde “basın ajanı” olarak faaliyet göstermediğini, mesleğimizin bir çok disiplini kapsayan bir iletişim sanatı olduğunu tüm paydaşlarımıza anlatabileceğimize inanıyorum.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Yoksa basın bizi sevmiyor mu?</p>
<p>Halkla ilişkilerciler olarak mesleğimizi kendimize bile tanımlamakta zorluk çekiyoruz. Kabul edilen belli tanımlamalar olsa da, işin pratiğinde her halkla ilişkilercinin yoğurt yiyişi o kadar farklı ki, hizmetlerimizi o kadar farklı kombinasyonda sunuyoruz ki, ilişkide olduğumuz kişi ve kurumların soru işaretlerini ortak bir dille cevaplayamıyoruz.  Bütün bu bilinmezlik içinde, mesleğimizi icra ederken ortaya koyduğumuz olumsuz örnekler, bizi içinden çıkılması güç bir kısır döngü içine atıyor.<br />
Bugün, en önemli sosyal paydaşımız olan basın gözünde PRcıların negatif algısı konusunda öncelikle dönüp aynaya bakmamız gerektirmektedir. Bir basın mensubu, bir halkla ilişkilercinin telefonuyla irkiliyorsa, bu ya yaşadığı olumsuz tecrübelerden kaynaklanıyor, ya da içinde bulunduğu ortamın ortak duygusunu yansıtıyor.<br />
Bugün Nur Çintay’ın yazısında (23 Kasım 2007 Radikal) geçen “Fakat onların da işi bu: Filanca basın davetine gelecek misiniz?” cümlesi de bir köşe yazarının halkla ilişkiler mesleğini nasıl gördüğünün ve yansıttığının örneğidir. İletişim dünyasında bir gazeteci ve halkla ilişkilercinin, bilgileri daha kolay, hızlı ve gerçek şekilde derleyerek, bir mesajı belki de birlikte kodlayarak kamuoyunu bilgilendirme sürecinde sinerji yaratma olasılığını, bu dünyanın en önemli oyuncusunun göz ardı etmiş olması son derece üzücü. İletişim sürecinde, basınla ilişkilerde kullandığımız yöntemler kimi zaman bir basın bülteni, ulaştığına emin olmamız ve her gün gönderilen yüzlerce basın bülteni arasında basın mensubunun dikkatini çekmesini istediğimiz, kimi zaman ise bir mesajı aktarmak için planladığımız etkinlik, davet, katılımı sağlamak için çaba gösterdiğimiz. Ancak tüm süreçte, iyi bir takım oyuncusu olduğumuzu onlara hissettirmemiz ve ikna etmemiz gerek. Böylelikle işbirliği temelimiz sağlamlaşacaktır. Uzun vadede ise halkla ilişkilerin günümüzde “basın ajanı” olarak faaliyet göstermediğini, mesleğimizin bir çok disiplini kapsayan bir iletişim sanatı olduğunu tüm paydaşlarımıza anlatabileceğimize inanıyorum.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Özgür Kalyoncu tarafından</title>
		<link>http://www.prbu.com/pr-yorum/gazeteci-gozuyle-pr-1/#comment-8</link>
		<dc:creator>Özgür Kalyoncu</dc:creator>
		<pubDate>Mon, 02 Apr 2007 08:19:26 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.prbu.com/pr-yorum/gazeteci-gozuyle-pr-1/#comment-8</guid>
		<description>Öncelikle tüm okuyucuları saygıyla selamlıyorum.
Son iki, üç gündür bu güzel sitedeki yazıları okuyorum. Taraflı, tarafsız tüm iletişim profesyonellerinin faydalanacağı bir site olduğu kesin. Ancak dikkatimi çeken bir nokta var; neredeyse tüm yazılarda imla başta olmak üzere yazım hataları bulunuyor. Görüşlerimizi, fikirlerimizi, tez ve sentezlerimizi tartışırken ilk önce cümlelerimizin hatalardan arınmış olması gerekmiyor mu? Gerek gazetecilerin, gerekse halkla ilişkiler sektöründe çalışan profesyonellerin yazım kurallarına herkesten daha fazla dikkat etmeleri gerekmiyor mu? Bizler böyle yaparsak başkaları neler yapmaz?
Saygılarımla,</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Öncelikle tüm okuyucuları saygıyla selamlıyorum.<br />
Son iki, üç gündür bu güzel sitedeki yazıları okuyorum. Taraflı, tarafsız tüm iletişim profesyonellerinin faydalanacağı bir site olduğu kesin. Ancak dikkatimi çeken bir nokta var; neredeyse tüm yazılarda imla başta olmak üzere yazım hataları bulunuyor. Görüşlerimizi, fikirlerimizi, tez ve sentezlerimizi tartışırken ilk önce cümlelerimizin hatalardan arınmış olması gerekmiyor mu? Gerek gazetecilerin, gerekse halkla ilişkiler sektöründe çalışan profesyonellerin yazım kurallarına herkesten daha fazla dikkat etmeleri gerekmiyor mu? Bizler böyle yaparsak başkaları neler yapmaz?<br />
Saygılarımla,</p>
]]></content:encoded>
	</item>
</channel>
</rss>
