Enine boyuna PR

TÜHİD ve İDA’nın ortaklaşa düzenlediği araştırmanın sonuçları açıklandı. GfK Türkiye’nin gerçekleştirdiği “İletişim Hizmetleri Algılama Araştırması” hakkındaki görüşlerimi paylaşmak istedim.

1)      Yağ satarım bal satarım, sattığım hizmetin katkısına herkesten çok inanır mıyım?

Soru: Kurumsal İletişim faaliyetlerinin iş hedeflerine ulaşmadaki etkisine dair ne düşünüyorsunuz?

CEO’ların %33,3’ü satın aldıkları hizmetin “çok etkili” olduğunu söylemiş. Buna karşın hizmeti sunan İletişim Danışmanları’nın yalnız %27,7’si kendilerini “çok etkili” olarak görüyor.

İletişim Danışmanları’nın büyük çoğunluğu (%61,5) “etkili” bir hizmet sunduğundan emin. Ancak hizmeti sunanlar cephesinde bir algı sorunu var. Ya sunulan hizmetin katma değerine, ya da sunulan hizmete dair inanç yeterli seviyede değil.

2)      PR’ın fonksiyonu sadece medya ilişkilerinden mi ibaret?

Soru: Hangi iletişim faaliyetlerinden yararlanıyorsunuz?

%96,3 ile Medya İlişkileri birinci sırada. Onu %96,2 ile Etkinlik Yönetimi, %92,6 ile Kurumiçi Hakla İlişkiler ve %92,5 ile Ürün/Marka İçin Halkla İlişkiler izliyor.

Kurumiçi Halkla İlişkileri bir yana bırakırsak, PR’ın halen “Beni haber yapar ve etkinliklerimi organize eder” seviyesinde algılandığını görmek üzücü. Hiç şüphesiz uçak bileti, otel veya akşam yemeği rezervasyonunun yapıldığı tarihlerden bugüne ciddi bir aşama kaydetilmiş durumda.

Ancak sektörün büyüğü kabul edilen ajanslar bugün bir eşikte duruyorlar. Bunun ne olduğuna ilerleyen satırlarda bilahare değineceğim.

3)      Medya mensupları PR’cılardan “memnun” değil

Soru: Haber oluşturma sürecinde İletişim Ajansı’nın rolünü nasıl görüyorsunuz?

Araştırmaya katılan medya mensuplarının %27,3’ü –ki bu çok ciddi bir sayı, “İletişim Ajansı şirketle aramda engel oluşturuyor” demiş. Yani bugün PR’ın en popüler ürünü olan Medya İlişkileri’nin hedef kitlesi durumdan hiç mi hiç memnun değil.

Peki neden?

Bu soruya birçok farklı açıdan yanıt aramak mümkün. İş yapış biçiminden tutalım da, ilişkilerin nasıl yürütüldüğüne kadar geniş bir yelpazede cevaplar bulabiliriz.

Yalnız tüm cevapları bir yana koyarsak, PR sektörünün önemli bir itirafta bulunması gerektiğini de görebiliriz. O da, halkla ilişkiler pazarının bir anda ve irili-ufaklı, işi bilen-bilmeyen “gecekondu ajanslarla” şişmiş olduğudur.

4)      Danışmanlık ücretini az tutup sürümden kazanmak ne kadar doğru?

Soru: Yıllık cironuz ve bunun içerisinde yer alan danışmanlık geliriniz nedir?

PR ajanslarının %44’ü, (yani hemen hemen sektörün yarısı) 500 bin doların üzerinde bir ciro yaratıyor. Buna karşın, ajansların yalnız %25’i 500 bin doların üzerinde bir danışmanlık geliri elde edebiliyor.

Kısacası %44 olan sözkonusu cironun danışmanlıktan karşılanma payına bakarsak, PR sektörünün %19’luk bir açığı olduğunu söyleyebiliriz. Bu kaba bir tespit olmakla birlikte bize bir sinyal veriyor.

Anlaşılan PR ajansları, krizler ve rekabet arttıkça paniğe kapılıp belli belirsiz fiyat politikaları uygulamışlar. Bunun sonucunda da işinin hakkını veren, kalite çıtası yüksek, ajansların hizmetleri maliyetinin bayağı altında bir fiyatla pazara sunulur olmuş.

Özetlersem, bugün ismine ne dersek diyelim, (PR, Hakla İlişkiler, İletişim Danışmanlığı) “sektörün büyüğü” konumunda bulunan şirketlerin bir karar vermesi lazım.

Ya pazarı büyütmek için enerji sarf edecekler, ya da pazar büyütme eforunu diğer meslektaşlarına bırakıp varolan pazarı derinleştirmenin çarelerini arayacaklar.

Benim şahsi görüşüm büyük şirketlerin pazarı derinleştirmesinden yana. Çünkü yeni açılan bir PR ajansının büyüklerle kıyaslandığı zaman çok daha agresif, az maliyetli ve en popüler ürünleri satmaktan yana bir yol izlemesi doğal. Hal böleyken büyüklerin Medya İlişkileri, Etkinlik Yönetimi ve Kurumiçi İletişim dışında PR’ın başka hangi alanlarda CEO’nun işine değer katacağını göstermesi önem kazanıyor.

Ayrıca “gecekondu” ajanslarda tatsız tecrübeler yaşayanlar ise PR’da “ucuz etin yahnisinin yenmediğini” anlama fırsatını da yakalamış oluyorlar.

not: bu yazı kasım 2006 da Tribeca blog’dayayınlanmıştır.

“Enine boyuna PR” için 0 Yorum yapılmış.


  1. Yorum Yapılmamış

        


RSS PR notu | Halkla ilişkilerde ölçümleme

  • Fuar başarısını ölçümlemek
    Fuarlar, günümüz rekabet koşullarında etkili pazarlama ilişkilerini yakalama, güçlü satış grafiği yaratma, geleceğe yönelik ticari ilişkiler kurma veya geliştirme gibi katılımcılara birçok fırsat sunar.  Başarılı sonuçlar elde etme açısından oldukça kapsamlı bir çalışma gerektiren fuarlar, halkla ilişkilerin önemli araçlarından biridir. …Sonraki Sayfa » […]
  • Barselona deklerasyonu ya da İlk uluslararası PR ölçümleme standartları
    Halkla ilişkilerde ölçümleme önemli bir problem teşkil etmekte. Hali hazırda kullanılan ölçümleme metotlarının özellikle reklam eşdeğerin doğru ve kaliteli sonuçlar vermesi konusunda sektörde ciddi görüş ayrılıkları söz konusu. Bu muallâklık sadece Türkiye’deki değil tüm dünyada ki araştırmacılar için geçerlidir. Cem …Sonraki Sayfa » […]
  • Halkla ilişkilerde ölçümleme süreci
    […]
  • Sponsor olduk, peki amacımıza ulaştık mı?
    Sponsorluklar en karmaşık süreçlere sahip iletişim faaliyetlerinin başında gelir. Bu süreç önce kapsamlı ve çok boyutlu araştırmalarla başlar.  Bu veriler ışığında sponsorluk alanı belirlenir ve süreç planlanır. Nihayetinde sponsorluk gerçekleştirilir. peki bu kadar mı? Elbette hayır! Belki de her şey …Sonraki Sayfa » […]
  • KSS projelerinin ölçümlenmesi
    Ölçümleme halkla ilişkilerin belki de en çok tartışılan aşamalarından biri olmuştur. Bu durum Kurumsal Sosyal Sorumluluk (KSS) projeleri için de değişmemekte. Kimi yazarlar KSS projelerinin etkinliğinin ölçümlenmesinin zor olduğunu söylemektedir (Miller, Ahrens, vg). Bu görüşe sahip yazarlar çoğunlukla KSS projeleri …Sonraki Sayfa » […]
  • İnternette yer alan haberlerimizin hedef kitlemiz üzerindeki etkilerini ölçümleyebilir miyiz?
    İnternet üzerinde yer alan haberlerimizi elbette ki ölçümleyebiliriz. Unutmayalım ki ölçümlenemeyen hiçbir durumda faydadan söz edilemez. İnternet üzerinde yayınlanmış olan haberlerin ölçümlenmesinde de klasik mecralarda olduğu gibi kalitatif ve kantitatif olmak üzere iki kriter mevcuttur. Kalitatif kriterimiz haberlerin hedef kitlemizde …Sonraki Sayfa » […]
  • Halkla ilişkiler ölçümlemesinde yeni bir model : PRSMR
    PRSMR yaklaşık bir ay önce duyurulduğunda halkla ilişkilerciler tarafından heyecanla karşılandı. Kurumlar ve PR ajansları PRSMR’ın detaylarını biran önce öğrenebilmek için hem Era hem de Vedea’dan oldukça yoğun randevu talepleri oldu. Her iki kurumunda takvimleri oldukça sıkışık durumda. Bu durum aslında …Sonraki Sayfa » […]
  • Neden küresel ekonomik kriz ortamında iletişimi kesmeliyiz?
    Eğer küresel ekonomik krizi bahane edip iletişiminizi ölçümlemiyorsanız, iletişiminizi kesmenizde fayda var. Ali Saydam her fırsatta Sir Ian Vallance’dan ödünç aldığı şu sözü söyler “ölçmüyorsan yapma” çok da doğru söyler, ölçmüyorsan yapma… Aslında iletişim ile ilgili hemen herkesin bildiği bir …Sonraki Sayfa » […]
  • Halkla ilişkilerde ölçümlemenin tarihi
    Halkla ilişkiler pazarlamanın en önemli bileşenidir. Halkla ilişkiler yöntemleriyle hedef kitlenin kurum ya da ürün hakkındaki düşünceleri değiştirilebilir, tüketici davranış ve alışkanlıklarına etki edilebilir, hissedarların firmaya dair beklentileri şekillendirilebilir, çalışanların motivasyonları artırılabilir. Sağlanan bu faydalardan söz edebilmek için ö […]
  • Halkla ilişkilerde CPM
      CPM(Cost Per Thousand-her 1000 kişi başına maliyet), hedef kitlemizden 1.000 kişiye erişim sağlamak için katlandığımız bedeli ifade eder. Ya da başka bir değişle Hedef kitlemizden 1.000 kişiye erişim sağlamanın maliyetidir. CPM Günümüzde pazarlamacılar için reklam, sponsorluk ve etkinlik projelerini …Sonraki Sayfa » […]