Clinton iş dünyasını nereye sürüklüyor?

Eylül ayında New York’ta önemli bir toplantı gerçekleşti. ABD eski Başkanı Bill Clinton’un oluşturduğu Clinton Global Initiative’in yıllık genel kurul toplantısı Birleşmiş Milletler Genel Kurul’u gibiydi . Dünyanın dört bir tarafından, krallar, başbakanlar, devlet başkanları, büyükelçilerle birlikte, küresel ticaretin önde gelen şirketlerinin CEO’ları ve sivil toplum önderleri 3 gün nefes almadan yoğun bir tempo içinde Clinton’la birlikte dünyayı tehdit eden sorunlara eğildiler, çözüm önerileri geliştirdiler ve daha da önemlisi “taahhütte” bulundular. Çünkü toplantıya katılım koşulu olarak, Clinton Global Initiative’in yoğunlaştığı dört ana alanda mutlaka bir “taahhütte” bulunma zorunluluğu vardı! 

 

Bill Clinton üç gün içinde 7,3 milyar dolarlık bir fon yarattı! Bu rakam Birleşmiş Milletler’e üye 70 ülkenin yıllık toplam gayri safi milli hasılasının üzerinde… 

 

Clinton, kurduğu vakıfla; küresel ısınma, başta AIDS olmak üzere dünya sağlık sorunları; açlık ve yoksulluk ile etnik ayrımcılığın yol açtığı dinsel çatışmaların ortadan kaldırılmasına yönelik “içinde somut çözüm projeleri olan” eylemler üretiyor. Bu eylem planları için fon yaratıyor ve özellikle sivil toplumu temsil eden kurum ve kuruluşlarla birlikte bu fonların yönetilmesine öncülük ediyor. Bu yıl dünyayı tehdit eden bu sorunlara karşı mücadelede “taahhütte” bulunan “yıldızların” başında Virgin gurubunun kurucusu ve sahibi Richard Branson geliyordu. Branson, önümüzdeki on yıl için 3 milyar dolar “taahhüt” etti! Dünya perakende devi Wal-Mart’ın enerji tasarrufu ile ilgili projesinin karşılığı ise 3,8 milyar dolar… 

 

Geçen yılki toplantıda da 2,5 milyarlık proje taahhüdü toplayan Clinton on yıllık bir süre içinde bu heyecanın devam etmesi halinde dünya gündeminde önemli bir değişimin tetikçisi olabileceklerini vurguluyor. 

 

Bill Clinton’un ABD Başkanlığı döneminde başlayan bu kişisel duyarlılığın arkasında, kızı Chelsea’nin okul bitirme tezi olarak AIDS/HIV konusu ile ilgili bir araştırmasının yattığını öğreniyoruz. Chelsea, babasının liderlik ettiği Clinton yönetiminin AIDS ve tüberküloz mücadelesine “C+” olarak not vermiş ve dünyanın süper gücünün bu konulardaki çabalarının, dünyanın her hangi bir yerindeki çabaların üzerinde olmadığını vurgulamış! 

 

Aslında Birleşmiş Milletler’in misyonu olan alanlarda faaliyet gösteren Clinton vakfının kuruluşunun üzerinden bir kaç yıl geçmesine karşın böylesine kök salmış ve etkinleşmiş olması uluslararası diplomasinin adresi olan Birleşmiş Milletler’in varlığını da sorgulamıyor değil! Üç gün içinde 215 somut eylem planı üreten ve bunları kaynakları ile birlikte gün ışığına çıkaran Clinton Global Initiative arkasına toplantıya katılmasalar bile dünyanın dört bir tarafından sivil toplum desteğini almış izlenimi veriyor. 

 

Bill Gates’in eşi Melinda ile kurduğu ve özellikle sağlıkla ilgili sorunlar için taahhüt ettiği 28 milyar dolara yaz aylarında girişimci Warren Buffett’in 30 milyar dolarlık katkısı dünya gündeminde önemli bir işgal etmişti. U2’nun solisti Eduardo Bono’nun iş dünyasının önemli markalarını “kırmızı” konsepti altında yine sağlıkla ilgili sorunlara mücadelede fon yaratmak için bir araya getirme çabaları günümüzde bir çok markanın logolarını “kırmızı” renkte kullanmalarına neden olmuş görünüyor. 

 

Clinton Global Initiative’ın dünya gündeminde bu günlerde kapsamlı bir yer işgal etmesi aslında son 10 yıldır soluk renkte ve cılız seslerle yansımakta olan bir paradigmanın değişimine işaret ediyor. İş dünyası, siyaset ve sivil toplumun ortak bir gündemi ve eylem planı olmazsa gelecekte ne “markalar” olacak, ne “ticaret”, “ne siyaset” ne de nefes alıp verebileceğimiz yaşanabilecek bir dünya! 

 

Eylül ayında New York’ta iş dünyasının, siyasetin, sivil toplumun 250’yi aşkın dünya liderinin bir araya geldiği Clinton Global Initiative toplantısına DYH yöneticisi Mehmet Ali Yalçındağ’ın dışında hiç bir Türk katılımcının olmaması ise dikkat çekici. Bu görüntü; kendi kabuğumuza çekilmiş ve kendi sorunlarımızla baş başa kalmış; dünyadan kendini soyutlamış görünümümüzün devam ettiğinin bir başka göstergesi… 

 

İş dünyasının küresel oyuncularını son yıllarda sosyal içerikli gündemlerle toplanan bir çok etkinliğin içinde görüyoruz. Clinton Global Initiative’de olduğu gibi dünya ticaretinde ülkelerin GSMH’dan fazla gelirleri olan bu ticari kuruluşlar “yeni kurallarla oluşmakta olan dünya düzeninin” aktif oyuncuları arasında yer alıyorlar. Onları temsil eden meslek ve sivil toplum kuruluşları somut projelerle yer kürenin sorunlarına karşı duyarlılığın simgesi haline dönüşüyorlar. En azından kendi geleceklerini güvence altına almanın yolunun buradan geçtiğine inanıyorlar!

not: Bu yazı, İşveren Dergisi eylül 2006 sayısında yayınlanmıştır

“Clinton iş dünyasını nereye sürüklüyor?” için 0 Yorum yapılmış.


  1. Yorum Yapılmamış

Yorum yapın

Yorum yapmak için giriş yapmanız gerekiyor.




          

RSS PR notu | Halkla ilişkilerde ölçümleme

  • Barselona deklerasyonu ya da İlk uluslararası PR ölçümleme standartları
    Halkla ilişkilerde ölçümleme önemli bir problem teşkil etmekte. Hali hazırda kullanılan ölçümleme metotlarının özellikle reklam eşdeğerin doğru ve kaliteli sonuçlar vermesi konusunda sektörde ciddi görüş ayrılıkları söz konusu. Bu muallâklık sadece Türkiye’deki değil tüm dünyada ki araştırmacılar için geçerlidir. Cem İlhan bir makalesinde; “ kabul etmek gere […]
  • Halkla ilişkilerde ölçümleme süreci
    […]
  • Sponsor olduk, peki amacımıza ulaştık mı?
    Sponsorluklar en karmaşık süreçlere sahip iletişim faaliyetlerinin başında gelir. Bu süreç önce kapsamlı ve çok boyutlu araştırmalarla başlar.  Bu veriler ışığında sponsorluk alanı belirlenir ve süreç planlanır. Nihayetinde sponsorluk gerçekleştirilir. peki bu kadar mı? Elbette hayır! Belki de her şey yeni başlıyor Sıra geldi son aşama olan ya da bir sonraki […]
  • KSS projelerinin ölçümlenmesi
    Ölçümleme halkla ilişkilerin belki de en çok tartışılan aşamalarından biri olmuştur. Bu durum Kurumsal Sosyal Sorumluluk (KSS) projeleri için de değişmemekte. Kimi yazarlar KSS projelerinin etkinliğinin ölçümlenmesinin zor olduğunu söylemektedir (Miller, Ahrens, vg). Bu görüşe sahip yazarlar çoğunlukla KSS projeleri ile işletmelerin kârlılığı arasında doğrud […]
  • İnternette yer alan haberlerimizin hedef kitlemiz üzerindeki etkilerini ölçümleyebilir miyiz?
    İnternet üzerinde yer alan haberlerimizi elbette ki ölçümleyebiliriz. Unutmayalım ki ölçümlenemeyen hiçbir durumda faydadan söz edilemez. İnternet üzerinde yayınlanmış olan haberlerin ölçümlenmesinde de klasik mecralarda olduğu gibi kalitatif ve kantitatif olmak üzere iki kriter mevcuttur. Kalitatif kriterimiz haberlerin hedef kitlemizde kurumumuzun ya da ma […]

RSS PR Planlama

  • Halkla ilişkilerde başarının sırları!
    Halkla ilişkilerHalkla ilişkilerde Başarıya koşarken nelere ihtiyacınız var? Elbette halkla ilişkilerde başarının ön koşulu, halkla ilişkilerin bütün aşamalarında titiz davranmak ve gerekleri yerine getirmektir. Halkla ilişkilerde başarıya koşarken ihtiyacını olan bilgileri özetle size hatırlatmayı amaçlayan kısa bir sunum hazırladık. Umarım işinize yarar. […]
  • Zorlu ama fırsatlarla dolu bir ekonomik ortamda PR uzmanlarına öğütler
    Etkisi artarak devam eden küresel ekonomik kriz, yerel boyutta da finansman ve kredi sıkıntısını beraberinde getirdi. Ekonomideki daralma, müşterinin bütçesinde, pazarlama iletişimi kaleminde kısıntılara gitmesine yol açarken birçok proje de daha başlamadan bitti. Peki, yaşanan bu kriz süreci kurum ve sektör adına, yetişmiş elemanların sektöre kazandırılması […]
  • Etkinlik planlamasının saçayağı
    Etkinlik planlamak için yola çıktığımızda bizi başarıya taşıyacak üç temel unsuru inceleyelim. Kurumun; misyonunun, vizyonunun, ilkelerinin ve hedeflerinin belirlenmesi Etkinlik planlamanın ilk şartı, kurumun, misyonunu, vizyonunu, ilkelerini, amaçlarını ve hedeflerinin belirlenmiş olup olmadığını kontrol etmektir. Bir eksik varsa tamamlamalı yanlış varsa do […]
  • Küresel ekonomik kriz ortamında stratejik iletişim planı hazırlamanın 6 altın kuralı
    Küresel ekonomik kriz ve krizle ilgili ardı ardına gelen haberler, herkesi ve bütün işletmeleri tedirgin etmeyi hatta paniğe sürüklemeyi başardı. Oysa biliyoruz ki bu dönemi en az hasarla atlatmanın ilk kuralı soğukkanlı davranmak. Planlama, kriz ve resesyon gibi olağandışı durumlarda önemi bir kez daha artan yönetim fonksiyonudur. Şimdi kararlar almak ve bu […]
  • Planlama yapmak ya da körebe oynamak
    Gözleriniz kapalı hedefinizi yakalayabilir misiniz? Planlama yapmadan hareket etmek, gözler kapalı hedefe koşmakla gibidir. Körebe oynamak çok eğlencelidir elbette fakat iş dünyasında bu oyun size büyük kayıplar getirebilir. Bu kayıpların olmaması için planlamaya önem vermeli yani gözlerimizi açık tutmalıyız. Önlenebilir risklere girmenin anlamı var mı? Bu k […]