Baharla birlikte tüketicinin kimyası değişir, yaşama farklı bakmaya başlar. Artık bütün objeler kavramlar ve markalar farklı algılanmaktadır.
Peki markalar kimi zaman bir handikap kimi zaman ise büyük fırsatlar sunan bu durumu görebiliyorlar mı?
Bireylerin içinde bulundukları ortam, onların olaylar ve nesneler karşısındaki tutumlarına aynı zamanda da olaylar ve nesneleri nasıl algıladıklarına etki eder. Ortamdan kastımız bireyin davranış biçimlerini doğrudan etkileyen kültür, eğitim, yaş ve benzeri etkenlerin dışında kalan çevresel etkenlerdir. Hangi kültürel yapıdan gelirsek gelelim o an içinde bulunduğumuz coğrafya ya da iklim gibi çevresel faktörler algımızı yönlendirir. Ancak, algımıza yön veren Çevresel faktörlerden biri var ki, hem her tüketicinin başına gelmesi nedeniyle niceliksel olarak, hem de algıyı tamamen değiştirebilme etkinliğinden ötürü niteliksel olarak çok önemlidir. O da bireyi bambaşka bir bireye dönüştürebilen, bireyin kimyasını değiştiren, hormonal dengesini altüst eden bahar.
Baharla birlikte sayabileceğimiz en az bahar kadar bireyin algısını ve davranışlarını etkileyen bir diğer etken ise aşktır. Aşık olan bireyin tüketici olarak markalardan beklentileri ve markaları algısı değişebilecektir.
Bahar aylarında insanların aşık olma eğilimlerinin çokça arttığını hesaba katarsak, bu iki etkinin birleşerek katlandığı bir ortamı değerlendirmemiz gerekir.
Müşteri sadakati açısından aşk.
Bazı ürün ve hizmet gurupları yaşanan aşka şahitlik ya da eşlik edebildikleri için şanslıdırlar. Birlikte gidilen mekanlar unutulmaz ama ilk mekan hep gidilmek istenen olur ve sadık müşteriler yaratır. Birlikte yenen içilen markalar bir aşkın doğuşuna şahitlik etmişlerse yine sadık tüketiciler yakalarlar. Peki markalar yapacağı iletişim ile bu süreci yönetebilir mi?
Aşk ile özdeşleşen markalar yaratmak.
İletişim stratejimizi oluştururken markamızı konumlandırdığımız alan, ne derece aşk ile örtüşüyor? Başarılı iletişimin anahtarı hedef kitlemizin yerel özelliklerinde aranmalı ama çevresel etkenler de gözardı edilmemeli. Hedef kitlemiz, markamızı baharın ve aşkın tamamlayıcısı olarak algılarsa, markamızın aşkı kolaylaştıran ona anlam katan bir ürün sunduğu algılanırsa; markamız aşkla özdeşleşmiştir. Aşk pozitif çağrışımları beraberinde getirir ve bu pozitif çağrışımlar markaya yansıyacaktır.
Türkiyede bugün bahar ve aşk iletişimi konusunda en başarılı markalar deyince hemen akla CocaCola ve Algida geliyor. Her iki marka da iletişimlerinde ürünlerinin yaşanan aşkların eşlikçisi olmalarının altını çizmekle beraber bunun ötesinde aşka neden olabildiklerini vurguluyorlar. Algida’nın başarısını pekiştiren bir iletişim olgusu olarak aşk, logosunda da kendini gösteriyor. İçiçe geçmiş kalplerle bizi kendine çekiyor. Algida’nın bütün ürünlerinde aşk ve bahar neşesini bulabilirsiniz ancak Cornetto ile Algida “Aşkımla erir misin?” diyor. Cornetto’nun Aşık olmak için aracı olabileceği vurgulanıyor. Benzer iletişim modellerini CocaCola da reklamlarında sık sık kullanmakta.
Başarılı markaların algıyı etkileyebilecek çevresel değişkenleri de hesaba katan markalar olması, tesadüf değildir.
Eyvah! hedef kitlem aşık oldu.
Bahar aylarında tüketici algısındaki dramatik değişimler ve oluşabilecek kayıtsızlık ya da verilen abartılı tepkiler yapılacak iletişim faaliyetlerinde hesaba katılmazsa sarfedilen emeğin boşa gitmesi ya da daha önemlisi ters etki gösterme olasılığı vardır. Özellikle etkinlk iletişimde bu risk daha da artar. Başarılı etkinlik iletişimi, baharın ve aşkın içselleştirildiği projelerle hayata geçer. Üstelik hedef kitlenin yaş grubu ne olursa olsun.
Baharın ve aşkın etkisini ölçümlemek.
Peki biz iletişim faaliyetlerimizi değerlendirirken baharın ve aşkın etkisini nasıl ölçebiliriz? Belirli bir çevresel etki ancak o çevresel etkinin olmadığı ama diğer bütün çevresel koşulların aynı olduğu durumla karşılaştırılarak ölçülebilir. Oysa böyle bir olanağımız olamaz ve nicel çözümlemeler yapma şansını da bulamayız. Ancak çevresel etkinin pozitif ya da negatif ilişkisini hedef kitlemize yönelik yapacağımız kalitatif çalışmalarla ortaya koyabiliriz. Bu çalışma da bize iletişimimizde bir değişken olarak baharı hangi dozda kullanmamız gerektiğinin ipuçlarını verecektir.
Yaşadığımız bu günler, bütün markalara, baharı ve aşkı içselleştiren yaratıcı etkinlik iletişimi projeleri ile fark yaratma olanakları sunuyor. İzin verin Eros markanız için işbaşında olsun.

“Bahar, aşk ve marka” için 0 Yorum yapılmış.