Kimleri tanıyorsunuz?

fihrist240.gifPR şirketlerinin yöneticilerinin potansiyel müşteri toplantılarında en sık duyduğu sorulardan biridir bu: “Kimleri tanıyorsunuz?” Daha doğrusu “Basından kimleri tanıyorsunuz?”…

Kurumsallaşma sürecini tamamlamış şirketlerin entellektüel düzeyi son derece yüksek yöneticilerinden dahi bu soruyu işitmeniz mümkün. Son derece profesyonel şartlarda gerçekleştirilen bir toplantıda, bilgi ve birikiminiz ile potansiyel müşteriyi iyiden iyiye etkilediğinizi zannettiğiniz bir anda bu soru karşılaşır, bildiklerinizi neden bildiğinizi düşünürsünüz.

Son derece “jan jan”lı hazırlanmış sunumların, üç satır bilgiye istinaden kalp çarpıntılarıyla geliştirdiğiniz iletişim önerilerinin, PR’ın ciddiyetini yansıtan prezentabl duruşunuzun, hepsinden öte onlarca yıl edindiğiniz tecrübenin anlamsızlaştığını görmek büyük bir sükut-u hayal değil mi?…

İletişimi kıymetli kılan diğer tüm araçları bir yana bırakın. Bir PR şirketini seçerken karar mekanizmasının en temel dinamiği olan medya ilişkilerinin bir disiplin olduğunu kabullenmekte zorlanan, batının tozunu yutmuş, master’lı kurum yöneticileri nasıl olur da “kimleri bilirsiniz” gibi basit bir soruyla tatmin olabiliyor… İşte bunu anlamakta zorlanıyorum.

Benzer toplantılardan birinde son derece önemli bir kuruluşun yöneticiliğini yürüten bir müşteri adayı bana Güneri Cıvaoğlu, Hıncal Uluç gibi köşe yazarlarını tanıyıp tanımadığımı sormuştu. Yıllardır bu mesleği, başarıyla icra ettiğini zanneden ben, bu sorunun doğru cevabı olan “hayır” kelimesini zikrederken saniyelik bir tereddüt yaşamadım dersem yalan olur.

Halbuki, PR’ın en temel varoluş nedeni doğru insanlara “ulaşmak” değil midir… Bu ulaşım esnasında kullanılacak metodolojiyi bilmek değil midir… Şart mıdır bahsi geçen ya da benzer kişilerle “yakın” dostluğa sahip olmak… Neticede bu insanlar “kalemlerine uygun” bir malzeme kendilerine doğru bir üslupla ulaştırıldığı sürece ne zaman hayır dediler… Verev ki, malzeme uygun değil, o zaman hangi aklı selim iletişimci herhangi bir gazetecinin kapısını haber değeri olmayan bir gündem ile çalarak kredi notunu düşürmeyi göze alabilir… İşini bu şekilde icra eden iletişimciler midir mesleğin erbabları… O zaman entellektüel birikimlerimizin üzerine bir bardak soğuk su içelim lütfen.

‘Konkurdan konkura koşan’ tüm iletişimcilerin boynunun borcudur PR’ın laf-ı güzaf ile gazetelerin koridorlarında dolaşan sosyal bir uzuv değil, temel bir iş disiplini olduğunu izah etmek… 

“Kimleri tanıyorsunuz?” için 3 Yorum yapılmış.


  1. 1 Nurgül Acar Sayhan 29 May 2008 13:50

    Sayın Ergönül,
    Çok doğru bir açılım yapmışsınız, sizinle kesinlikle aynı fikri paylaşıyorum.

    Ama bunu soranlar yalnızca müşteriler mi? Ya da bu sadece onların bilgisizliğinden mi kaynaklanıyor diye dönüp bir de kendimize bakalım sektör olarak.

    Bu sektörde yaptığım iş görüşmelerinde ilk sorulan sorulardan birisidir: Kimleri tanıyorsunuz? Daha da ötesi potansiyel görüşmelerde bu vurgulanmaz mı çoğu PR patronu tarafından. Biz şunları şunları tanıyoruz, şunlarla aramız çok iyi. Bu kendi kazdığın kuyuya düşmektir bir bakıma…
    Keşke herkes sizin gibi yaklaşabilse bu konuya…

    Yaptığım işi temel bir iş disiplini olarak görüyorum ve patronlarıma, müşterilerime, gazetecilere, öğrencilerime ve çalışma ekibime bunu her zaman vurguluyorum. Meleğimize biz saygı duymazsak kimse duymaz…

  2. 2 duygu 14 Haz 2008 18:48

    Sayın Ergönül’e katılmamak elde değil.

    Ama öyle bir dönemde yaşıyoruz ki her alanda olduğu gibi bizim mesleğimizde de artık “her yol mübah” anlayışı almış başını gidiyor..

    “PR’ci” olmayı, ki bu deyim bile rahatsız edici, gazetecilerle sıkı fıkı olmak olarak düşünen anlayış giderek meslek etiğini ele geçiriyor.

    Mesleği bu noktaya getiren anlayış maalesef sektörün kendi içinde de hakim.

    Etik duruşumuzu ve değerlerimizi gözden geçirip, gerçek anlamda öz eleştiriyi belki de önce kendimize yöneltmemiz gerekiyor.

  3. 3 özge öner 23 Haz 2008 16:19

    Tüm sorun halkla ilişkiler sektörünün-bırakın müşteriyi- pr uzmanları tarafından doğru tanımlanmamasından kaynaklanıyor.

    Pr denince akla gelen tek şey basında haber çıkarmak olduğu için! ( bu konuya ayrıca değineceğim bir ara) , basın ilişkileri de çok önemli. Üstelik bunun yöntemi de çok belli.Basında iyi yer almanın yolu köşe yazarını, gazeteciyi yemeğe çıkarmak, mesajı olmayan basın gezilerinde ağırlamak, anlamı bağdaşmayan hediyelere boğmaktan, gazeteci ile birlikte davetlerde boy göstermekten geçiyor.

    Bilinçli bir iletişimcinin bile , stratejilerinin sunulduğu o uzun toplantılarda gözünün feri kaçan müşteriyi canlandırmak için “bu proje ile medyada şu kadar coverage vaadediyoruz.” cümlesini kurması an meselesi oluyor.
    Rekabet ortamına dayanmak da zor elbet. Bu cazip vaadi vermese diğer pr firması verecek. Müşterinin de kime gideceği belli.

    Ama uzun vaadede zarar etik olana da olmayana da dokunuyor. Müşteri pr şirketlerine sadece basında yer aldığı sürece başarı notu veriyor. İşin stretajisini ise kimse sorgulamıyor.

    bizim görevimiz basında haber çıkarmak değil. Basında doğru algıyı sağlayacak, haber olması istenen konunun özünü doğru aktaracak şekilde fikir, strateji üretmek, uygulamak. söylenildiği gibi iş iyi ise zaten basında yer almalı. şu haliyle bu iş böyle işlemiyor ama hem basın hem müşteri hem pr firmasına bu yönde çok iş düşüyor. Öncelikle halkla ilişkilercilere!

    Saygılarımla,
    Özge Öner


          

RSS PR notu | Halkla ilişkilerde ölçümleme

  • Barselona deklerasyonu ya da İlk uluslararası PR ölçümleme standartları
    Halkla ilişkilerde ölçümleme önemli bir problem teşkil etmekte. Hali hazırda kullanılan ölçümleme metotlarının özellikle reklam eşdeğerin doğru ve kaliteli sonuçlar vermesi konusunda sektörde ciddi görüş ayrılıkları söz konusu. Bu muallâklık sadece Türkiye’deki değil tüm dünyada ki araştırmacılar için geçerlidir. Cem İlhan bir makalesinde; “ kabul etmek gere […]
  • Halkla ilişkilerde ölçümleme süreci
    […]
  • Sponsor olduk, peki amacımıza ulaştık mı?
    Sponsorluklar en karmaşık süreçlere sahip iletişim faaliyetlerinin başında gelir. Bu süreç önce kapsamlı ve çok boyutlu araştırmalarla başlar.  Bu veriler ışığında sponsorluk alanı belirlenir ve süreç planlanır. Nihayetinde sponsorluk gerçekleştirilir. peki bu kadar mı? Elbette hayır! Belki de her şey yeni başlıyor Sıra geldi son aşama olan ya da bir sonraki […]
  • KSS projelerinin ölçümlenmesi
    Ölçümleme halkla ilişkilerin belki de en çok tartışılan aşamalarından biri olmuştur. Bu durum Kurumsal Sosyal Sorumluluk (KSS) projeleri için de değişmemekte. Kimi yazarlar KSS projelerinin etkinliğinin ölçümlenmesinin zor olduğunu söylemektedir (Miller, Ahrens, vg). Bu görüşe sahip yazarlar çoğunlukla KSS projeleri ile işletmelerin kârlılığı arasında doğrud […]
  • İnternette yer alan haberlerimizin hedef kitlemiz üzerindeki etkilerini ölçümleyebilir miyiz?
    İnternet üzerinde yer alan haberlerimizi elbette ki ölçümleyebiliriz. Unutmayalım ki ölçümlenemeyen hiçbir durumda faydadan söz edilemez. İnternet üzerinde yayınlanmış olan haberlerin ölçümlenmesinde de klasik mecralarda olduğu gibi kalitatif ve kantitatif olmak üzere iki kriter mevcuttur. Kalitatif kriterimiz haberlerin hedef kitlemizde kurumumuzun ya da ma […]

RSS PR Planlama

  • Halkla ilişkilerde başarının sırları!
    Halkla ilişkilerHalkla ilişkilerde Başarıya koşarken nelere ihtiyacınız var? Elbette halkla ilişkilerde başarının ön koşulu, halkla ilişkilerin bütün aşamalarında titiz davranmak ve gerekleri yerine getirmektir. Halkla ilişkilerde başarıya koşarken ihtiyacını olan bilgileri özetle size hatırlatmayı amaçlayan kısa bir sunum hazırladık. Umarım işinize yarar. […]
  • Zorlu ama fırsatlarla dolu bir ekonomik ortamda PR uzmanlarına öğütler
    Etkisi artarak devam eden küresel ekonomik kriz, yerel boyutta da finansman ve kredi sıkıntısını beraberinde getirdi. Ekonomideki daralma, müşterinin bütçesinde, pazarlama iletişimi kaleminde kısıntılara gitmesine yol açarken birçok proje de daha başlamadan bitti. Peki, yaşanan bu kriz süreci kurum ve sektör adına, yetişmiş elemanların sektöre kazandırılması […]
  • Etkinlik planlamasının saçayağı
    Etkinlik planlamak için yola çıktığımızda bizi başarıya taşıyacak üç temel unsuru inceleyelim. Kurumun; misyonunun, vizyonunun, ilkelerinin ve hedeflerinin belirlenmesi Etkinlik planlamanın ilk şartı, kurumun, misyonunu, vizyonunu, ilkelerini, amaçlarını ve hedeflerinin belirlenmiş olup olmadığını kontrol etmektir. Bir eksik varsa tamamlamalı yanlış varsa do […]
  • Küresel ekonomik kriz ortamında stratejik iletişim planı hazırlamanın 6 altın kuralı
    Küresel ekonomik kriz ve krizle ilgili ardı ardına gelen haberler, herkesi ve bütün işletmeleri tedirgin etmeyi hatta paniğe sürüklemeyi başardı. Oysa biliyoruz ki bu dönemi en az hasarla atlatmanın ilk kuralı soğukkanlı davranmak. Planlama, kriz ve resesyon gibi olağandışı durumlarda önemi bir kez daha artan yönetim fonksiyonudur. Şimdi kararlar almak ve bu […]
  • Planlama yapmak ya da körebe oynamak
    Gözleriniz kapalı hedefinizi yakalayabilir misiniz? Planlama yapmadan hareket etmek, gözler kapalı hedefe koşmakla gibidir. Körebe oynamak çok eğlencelidir elbette fakat iş dünyasında bu oyun size büyük kayıplar getirebilir. Bu kayıpların olmaması için planlamaya önem vermeli yani gözlerimizi açık tutmalıyız. Önlenebilir risklere girmenin anlamı var mı? Bu k […]