Biz halkla ilişkilercilerin hep atladığı ama belki de en önemli konulardan biri iletişimini yaptığımız kurumun taraf olduğu ve daha ziyade hukuk departmanı tarafından dikte ettirilen sözleşmeler. Kurumlar çalışanları, tedarikçileri, bayileri ve müşterileri gibi önemli paydaşları ile sözleşmeler imzalamaktadır. Paydaşlarımız da bizi ilk önce önerdiğimiz ya da dayattığımız bu sözleşmeler ile değerlendirir, algılar. Hal böyleyken sözleşmeler Halkla ilişkilercilerin ilgi alanı içinde yer almalı ama ne yazık ki halkla ilişkilerciler çoğunlukla kendi departmanları için bile hazırlanan sözleşmelere seyirci kalmakta. Bu durumu çevremde gözlemlemenin dışında ne yazık ki bizzat Vedea’nın yöneticisi olarak Vedea’yla akdedilmek istenen etik dışı dayatmacı tek taraflı sözleşmelerde de yaşadım.
Turkcell’de satın alma bölümü hukuk bölümünü ikna edemediği için Vedea olarak da dayatılan sözleşmeyi etik dışı bulduğumuzdan imzalamadığımız için çalışmamıştık ( örneğin o sözleşmeyi imzalamış olsaydık bu yazıyı yazamayacaktım, Turkcell ile ilgili olumsuz yazı ve beyanı engelleyen üstelik zaman sınırlaması olmaksızın bunu yapan bir hüküm içeriyordu.) DenizBank örneği daha da ilginç çünkü bu kez hukuk departmanını ikna edemeyen bölüm kurumsal iletişim. Diyebilirsiniz ki tedarikçiler bu kurumlar için önemli bir paydaş değil o yüzden de bu etik dışı dayatmacı sözleşmelere göz yumuluyor. Hiç sanmıyorum bence yöneticilerin ve Halkla ilişkilercilerin paydaşların algısını sadece medya ve etkinliklerle yönetileceğini sanmalarından kaynaklanan komik bir durum sadece.
Şimdi sıkı durun, hadi önce saydığım örnekler taşeron olarak taraf olduğum durumlar bu sefer Vedea Pronet güvenlik hizmetlerinin müşterisi, yani en önemli paydaşı yine önümde dayatılan bir sözleşme var sözleşme 1 yıllık tamam ben de 1 yıllık sözleşme istiyorum ancak bir yıl sonra da hizmeti bitireceğim bana dayatılan sözleşmede sözleşme bitimine dört ay önceden bildirme yükümlülüğü getirilmiş eğer ben dört ay önce unutup sözleşmeyi bitireceğimi bildirmezsem sözleşme otomatikman bir yıl daha uzuyor üstelik ben ödemeyi peşin yapıyor olmama rağmen sözleşme dolar üzerinden yapılmakta diretiliyor ve bir sonraki yıl ihtilaf halinde dolar kuru dikkate alınsın. Açıkçası sözleşmedeki kötü niyeti sayfalarca anlatabilirim sözleşme iki tarafı korumak ilkesinden uzaklaşıp istediğimi yapmazsa ona gününü gösteririm ilkesine dayanan etik dışı bir sözleşme. Tahmin edebileceğiniz gibi biz bu sözleşmeyi de imzalamadık ama Pronet hizmet vermeye biz de kullanmaya başladık ve anlaşılan sürenin sonuna gelindiğinde bizim onayımız olmadan Pronet kredi kartımızdan kafasına göre ödeme alıp fatura kesmişti şimdi asıl komedi bu ihtilaflı durumu çözmek için beni arayan Pronet çalışanının kurumdaki pozisyonunun adı “ikna yönetimi takım lideri” üstelik bu sıfatı tüketiciden de hiç çekinmeden nasıl algılanacağını düşünmeden kullanıyorlar. Bünyesinde ikna yönetim uzmanları çalıştıran bir kurumun elbetteki kurumsal iletişim departmanı ya yoktur ya da başka işler yapıyordur ve elbette ki kurum itibar kaygısı yoktur.







PR arama motoru
TUHİD
İDA
“Sözleşmeler ve halkla ilişkiler” için 0 Yorum yapılmış.