Zaman Yaydan Fırlamış Ok mu?

Zaman yaydan fırlamış bir ok mu yoksa daldan dala atlayan bir maymun mu?

saat Zaman dediğimiz olgu ne kadar doğrusal? Kronoloji bilminin uğraşıp sırayla düzenlediği kadar düz bir çizgi üzerinde mi gidiyor? Zamanın doğrusallığını sorguladığımızda eskilerin “Tarih tekerrürden ibarettir” sözünü hatırlıyoruz. Bu sözde tarihte yaşananlar hep tekrar eder; nesiller geçer hep aynı hatalar yapılır- mı denmek isteniyor yoksa zamandaki gidiş gelişler mi anlatılıyor? “Dejavu” diyebilirsiniz buna, “ben bunu daha önce yaşamıştım” hissi… Ne dersek diyelim zaman kavramı internetin gelmesiyle iletişimcilerce tekrar tekrar sorgulanmaya mahkum.

Kuruluş olarak ister kamu kuruluşu olun, ister özel sektör ya da sivil toplum örgütü fark etmez, mesajlarınızı çeşitli kanallardan hedeflediğiniz-hedeflemediğiniz kitlelere gönderiyorsunuz, kampanyanız, kriziniz, sorun çözümünüz her neyse süreciniz sona ermiş gibi geliyor. Ohh, rahatladım deyip “sıradaki” konuya geçiyorsunuz sağlık ocağı doktoru edasıyla… İşlerin böyle kalmayacağını hepimiz biliyoruz. Aradan birkaç ay, birkaç yıl geçiyor ama bizim mesajlarımız, bizim için yazılmış olan haberler, tüketici yorumları, blog yazıları hala google sayfalarında sersemce gezinip duruyor.


Burada Chris Anderson’ın long tail kavramındaki ‘daha azını daha uzun süre satma’ fikrini kuruluşlar aleyhine olan mesajların tekrar tekrar gündeme gelmesi olarak yorumlayabiliriz. Kuruluş olarak en ufak bir konuda açık vermemiz durumunda amansız araştırmacı kişilerin eline düşebiliyorsunuz. Acar muhabirler, dedikoducular, meraklı blogcular, e-mail arsızları klavyenin tuşlarına vura vura yazıp gönderiveriyorlar yeni keşiflerini: “bunlar 2002’de de şu kabahati işlemişlerdi de şöyle düzeltmişlerdi” deyiveriyorlar sizin için. Burada itibar yönetiminin ne kadar zor olduğun bir kez daha hatırlıyoruz. İtibar yönetiminin en büyük düşmanı zamanın bellekteki gidiş-gelişleri-geri dönüşleri olsa gerek.
Einstein’ın izafiyet teorisindeki gibi zamanda yolculuk etmek için ışık hızını yakalamaya gerek yok internette. Belki de Einstein’ın bu teorideki zaman yolculuğu fiberoptik kabloların mesaj iletme hızının sıradan yolculuktan ne kadar hızlı olduğunun habercisiydi. Zamanın yaydan fırlamış bir ok değil de daldan dala zıplayan bir maymun olduğunu düşünüyoruz bu şekilde. Zamanın hızını durdurmak için slow life, slow food gibi akımlardan medet umsak ta slow itibar yönetimi diye bir akım geliştiremiyoruz. İletişimden sorumlular olarak kuruluşumuzun izlerini online veya offline ne kadar hızlı izleyebiliriz, onun peşindeyiz.
Zaman, itibar yönetiminin önündeki en zorlayıcı engel
Birçok fizikçiye göre zaman, uzay gibi eğrilebilir-katlanabilir-genişleyebilir, daraltılabilir bir yapıdır; zaman çok esnek ve çok boyutlu olan plastiksi bir akımdır (eğer onu doğrusal bir akış gibi görürsek). Kurumsal iletişim yönünden baktığımızda kuruluşların yüzlerini güldüren, gurur duymalarını sağlayan haberler kadar yüzlerini kızartan olayların -geçen zamana inat-sanal alemde yerinden oynamadıklarını görüyoruz. Geçmişe sünger çekmek deyimi lügatımızdan silinecek bu gidişle.
Peki iletişimciler olarak zaman olgusuyla nasıl başa çıkacağız – fizikçilerin deyimiyle nasıl bükeceğiz zamanı? Gazete patronlarına yalvarıp arşivlerini internetten sildirtebiliriz! Bu hınzırca fikir gelecekte hayat bulabilir, peki ya kitlesel medyayı hallettik diyelim, sosyal medya, zayıf medya yazarlarını nasıl etkileyebiliriz? Blog yazarları, tüketici şikayet sitelerinin öçlerini alamamış üyelerini nasıl susturacağız, e-postalarını yıllarca saklayanları tek tek nasıl bulacağız? İki senede bir firma ismi değiştirsek, yeni markalar yaratsak- ABC iken CBA olmak nasıl bir çözüm? Palyatif çözümlerin ROI’si, bedeli nedir, biliyoruz.
İnternet üzerinde olumsuz mesajların yayılma hızını hesaplarken üstlü sayıları kullanıyoruz; toplama işareti ve ortaokul matematiği yetmiyor. Söylenti dediğimiz bir gram çamur, 2 kişiden 10.000’lere ulaşılıyor bir anda (bunu daha önce iki kişi olarak yaptığımız bir deneyle kanıtladık; bknz http://halklailiskilerci.blogspot.com). Bu korkunç viral enfeksiyon riski tüm iletişimcileri hata yapmamak için paranoyak hale getiriyor. Medya takibi, artık sabah çayıyla birlikte gazete kupürlerini okumaktan ibaret değil. İletişimler, kurumsal itibar takibi adına nemofobik hale geliyorlar.
İnternet kanallarında mesajların yarattığı zamanda geliş-gidiş-geridönüşleriyle nasıl savaşacağız? En az hatayı yaparak, hatta hiç hata yapmayarak! Söylemesi ne kadar kolay… Evet, önceden araştırarak, riskleri saptayarak, uygulanabilir planlar yaparak sorunlara yaklaşmak gerekiyor. Paydaşları seçerken itibarlarına, geçmişine iyi bakmak zamanın gidiş gelişleriyle olan savaşta başarıyı getirebilir. Sosyal sorumluluk kampanyalarına imza atarken, sponsorluk sözleşmeleri imzalarken kuruluşumuzun adının kimlerle ve nelerle geçeceğini çok iyi düşünmek paydaş seçimindeki hassasiyetle ilgili listenin başında yer alıyor. Tıpkı büyüklerin “bana arkadaşını söyle sana kim olduğunu söyleyim sözü” gibi paydaşlarımız kim olduğumuzu, paydaşlarımızın geçmişi ise ne olabileceğimizi söylüyor.
Özetle zaman, fizikçilerin de onayladığı gibi doğrusal değil ve itibarla zamanı birarada yönetmek ustalık işi. Sizin de zamanın daldan dala atlayan bir maymun mu yoksa yaydan fırlamış bir ok mu olduğuyla ilgili görüşleriniz varsa eklemeler yapın, birlikte tartışalım.

 

“Zaman Yaydan Fırlamış Ok mu?” için 0 Yorum yapılmış.


  1. Yorum Yapılmamış

Yorum yapın

Yorum yapmak için giriş yapmanız gerekiyor.




        


RSS PR notu | Halkla ilişkilerde ölçümleme

  • Fuar başarısını ölçümlemek
    Fuarlar, günümüz rekabet koşullarında etkili pazarlama ilişkilerini yakalama, güçlü satış grafiği yaratma, geleceğe yönelik ticari ilişkiler kurma veya geliştirme gibi katılımcılara birçok fırsat sunar.  Başarılı sonuçlar elde etme açısından oldukça kapsamlı bir çalışma gerektiren fuarlar, halkla ilişkilerin önemli araçlarından biridir. …Sonraki Sayfa » […]
  • Barselona deklerasyonu ya da İlk uluslararası PR ölçümleme standartları
    Halkla ilişkilerde ölçümleme önemli bir problem teşkil etmekte. Hali hazırda kullanılan ölçümleme metotlarının özellikle reklam eşdeğerin doğru ve kaliteli sonuçlar vermesi konusunda sektörde ciddi görüş ayrılıkları söz konusu. Bu muallâklık sadece Türkiye’deki değil tüm dünyada ki araştırmacılar için geçerlidir. Cem …Sonraki Sayfa » […]
  • Halkla ilişkilerde ölçümleme süreci
    […]
  • Sponsor olduk, peki amacımıza ulaştık mı?
    Sponsorluklar en karmaşık süreçlere sahip iletişim faaliyetlerinin başında gelir. Bu süreç önce kapsamlı ve çok boyutlu araştırmalarla başlar.  Bu veriler ışığında sponsorluk alanı belirlenir ve süreç planlanır. Nihayetinde sponsorluk gerçekleştirilir. peki bu kadar mı? Elbette hayır! Belki de her şey …Sonraki Sayfa » […]
  • KSS projelerinin ölçümlenmesi
    Ölçümleme halkla ilişkilerin belki de en çok tartışılan aşamalarından biri olmuştur. Bu durum Kurumsal Sosyal Sorumluluk (KSS) projeleri için de değişmemekte. Kimi yazarlar KSS projelerinin etkinliğinin ölçümlenmesinin zor olduğunu söylemektedir (Miller, Ahrens, vg). Bu görüşe sahip yazarlar çoğunlukla KSS projeleri …Sonraki Sayfa » […]
  • İnternette yer alan haberlerimizin hedef kitlemiz üzerindeki etkilerini ölçümleyebilir miyiz?
    İnternet üzerinde yer alan haberlerimizi elbette ki ölçümleyebiliriz. Unutmayalım ki ölçümlenemeyen hiçbir durumda faydadan söz edilemez. İnternet üzerinde yayınlanmış olan haberlerin ölçümlenmesinde de klasik mecralarda olduğu gibi kalitatif ve kantitatif olmak üzere iki kriter mevcuttur. Kalitatif kriterimiz haberlerin hedef kitlemizde …Sonraki Sayfa » […]
  • Halkla ilişkiler ölçümlemesinde yeni bir model : PRSMR
    PRSMR yaklaşık bir ay önce duyurulduğunda halkla ilişkilerciler tarafından heyecanla karşılandı. Kurumlar ve PR ajansları PRSMR’ın detaylarını biran önce öğrenebilmek için hem Era hem de Vedea’dan oldukça yoğun randevu talepleri oldu. Her iki kurumunda takvimleri oldukça sıkışık durumda. Bu durum aslında …Sonraki Sayfa » […]
  • Neden küresel ekonomik kriz ortamında iletişimi kesmeliyiz?
    Eğer küresel ekonomik krizi bahane edip iletişiminizi ölçümlemiyorsanız, iletişiminizi kesmenizde fayda var. Ali Saydam her fırsatta Sir Ian Vallance’dan ödünç aldığı şu sözü söyler “ölçmüyorsan yapma” çok da doğru söyler, ölçmüyorsan yapma… Aslında iletişim ile ilgili hemen herkesin bildiği bir …Sonraki Sayfa » […]
  • Halkla ilişkilerde ölçümlemenin tarihi
    Halkla ilişkiler pazarlamanın en önemli bileşenidir. Halkla ilişkiler yöntemleriyle hedef kitlenin kurum ya da ürün hakkındaki düşünceleri değiştirilebilir, tüketici davranış ve alışkanlıklarına etki edilebilir, hissedarların firmaya dair beklentileri şekillendirilebilir, çalışanların motivasyonları artırılabilir. Sağlanan bu faydalardan söz edebilmek için ö […]
  • Halkla ilişkilerde CPM
      CPM(Cost Per Thousand-her 1000 kişi başına maliyet), hedef kitlemizden 1.000 kişiye erişim sağlamak için katlandığımız bedeli ifade eder. Ya da başka bir değişle Hedef kitlemizden 1.000 kişiye erişim sağlamanın maliyetidir. CPM Günümüzde pazarlamacılar için reklam, sponsorluk ve etkinlik projelerini …Sonraki Sayfa » […]