Şirketlerin karbon ayak izi: Marka Değeri

karbonayakiziTürkiye’nin Kyoto Protokolü’ne taraf olmasını sağlayacak yasa tasarısı Meclis’ten 3 redde karşı 243 oyla kabul edildi. 252 milletvekilinin katıldığı oylama da altı vekil de çekimser oy kullandı. Çekimser oy kullanan vekillerin ortak açıklaması her ne kadar konunun iletişiminin iyi yapılmaması olsa da bu yazının konusunu hükümetin, Sanayi, Çevre ve Enerji Bakanlıkları’nın kamuoyunu ve dolayısıyla vekilleri önümüzdeki süreçlerde nelerin beklediği konusunda bilgilendirmemesi olmayacak. Tabi olması gereken ilgili tüm bakanlıkların sanayiye yön veren kuruluşları ve tüketicileri bir bilgilendirme platformunda bir araya getirmesi ve 2012’den sonraki süreçler hakkında iletişim sürecini tam ve kesintisi olarak başlatmasıdır. 
5 Şubat’ta kabul edilen yasayla,  dünyada 177 ülkenin taraf olduğu Kyoto protokolüne göre ulaşım, enerji, çöp depolama sistemleri aşamalı olarak değiştirmemiz gerekecek. Kyoto Protokolüne taraf olunması 2012 yılı sonuna kadar Türkiye’ye herhangi bir sera gazı azaltılması yükümlülüğü getirmemektedir. Ancak Türkiye küresel sorumluluklar çerçevesince iklim değişikliği ile mücadele konusunda önemli çalışmalar yapmak zorunda kalacaktır.


Pek çok yerli ve uluslararası şirket Kyoto’nun imzalanmasını beklemeden son 10 yılda üretim ve ürün bazında çevreye duyarlı sürdürülebilir kalkınma için kolları çoktan sıvadı. Green serisi beyaz eşyalar,  yeşil binalar, çevreci bir turizm anlayışı, hibrid otomobiller derken hemen hemen yaşamımızın tüm alanında şirketlerin çevreci faaliyetlerini test edebilme şansına sahipken, şirketlerin üzerinde de taleple birlikte baskıda oluşturabiliyoruz.

Daha çevreci hizmet vermek adına atılacak adımlar ve yatırımlar ucuz olmayacak, zaten red oyu verenlerin ana çekincesi de sanayinin yok olacağı üretim maliyetlerinin artacağı yönündeydi.
Çevreci stratejilere sahip şirketlerin marka değerlerinin rakiplerine oranla daha yüksek olduğu; tüketicilerin ve sosyal paydaşlarının çevreci şirketlere daha çok güvendiği, bireysel tercihlerimizi satın alma kararlarımızı bu yönde kullandığımız bir gerçek. Yaşanan ekonomik krize rağmen *Ekim ayında yapılan global bir araştırmaya göre, tüm dünyadaki insanların neredeyse yarısı (%43’ü), hükümetlerden iklim değişikliklerine ekonomiden fazla önem vermelerini talep ediyor. (Mediacat Ekim, 2008)
Alışveriş poşeti geri dönüşümlü mü, hayvanlar üzerinde test edilmemiş mi, enerji tasarruflu mu, gibi noktalar günlük hayatımızın bir parçası oldu. Kişisel olarak herkes kendi karbon salınımını, kalori hesabı yapar gibi hesaplar oldu. Fiyatı ne olursa olsun daha yeşil bir ürün ve hizmet fiyatı daha pahalı da olsa bunu ödemek için herhangi bir sorgulamaya gitmiyoruz.
Gelecek 5-10 yıl içerisinde şirketler,  çevresel performanslarını rekabet avantajına temel oluşturabilecek şekilde pazarlayacaklardır. Tüketicilerin artan çevre bilinci şirketlerin çevresel performanslarına ilişkin bilgilendirme/iletişim süreçlerini aktif olarak kullanma zorunluluğu getirmiştir. Rakiplerinden kendini farklılaştırmak isteyen çevreci şirketler iletişim süreçlerini bu ayrışma noktası üzerine kuracaklardır. 

Yeşile yatırım yaparak markasını rakiplerinden ayrıştığı farklı yanları iletişim stratejilerinde vurgulamak isteyen şirketlerin yapması gereken birinci kural samimi, dürüst olmak, tüm süreçlerde tutarlı davranarak kesintisiz iletişime geçmek.

Bu kriz ortamında aslında yeni alanlara yatırım yapmak isteyen şirketlerin bu gelişmeler dikkatlerinden kaçmıyordur.  Yeni yatırım ve pazarlama fırsatları ile sürdürülebilir bir dünyada oyuncu olup olmayacakları kararını verecekler. 

“Şirketlerin karbon ayak izi: Marka Değeri” için 0 Yorum yapılmış.


  1. Yorum Yapılmamış

Yorum yapın

Yorum yapmak için giriş yapmanız gerekiyor.




  • Sponsor olduk, peki amacımıza ulaştık mı?
    Sponsorluklar en karmaşık süreçlere sahip iletişim faaliyetlerinin başında gelir. Bu süreç önce kapsamlı ve çok boyutlu araştırmalarla başlar.  Bu veriler ışığında sponsorluk alanı belirlenir ve süreç planlanır. Nihayetinde sponsorluk gerçekleştirilir. peki bu kadar mı? Elbette hayır! Belki de her şey yeni başlıyor Sıra geldi son aşama olan ya da bir sonraki […]
  • KSS projelerinin ölçümlenmesi
    Ölçümleme halkla ilişkilerin belki de en çok tartışılan aşamalarından biri olmuştur. Bu durum Kurumsal Sosyal Sorumluluk (KSS) projeleri için de değişmemekte. Kimi yazarlar KSS projelerinin etkinliğinin ölçümlenmesinin zor olduğunu söylemektedir (Miller, Ahrens, vg). Bu görüşe sahip yazarlar çoğunlukla KSS projeleri ile işletmelerin kârlılığı arasında doğr […]
  • İnternette yer alan haberlerimizin hedef kitlemiz üzerindeki etkilerini ölçümleyebilir miyiz?
    İnternet üzerinde yer alan haberlerimizi elbette ki ölçümleyebiliriz. Unutmayalım ki ölçümlenemeyen hiçbir durumda faydadan söz edilemez. İnternet üzerinde yayınlanmış olan haberlerin ölçümlenmesinde de klasik mecralarda olduğu gibi kalitatif ve kantitatif olmak üzere iki kriter mevcuttur. Kalitatif kriterimiz haberlerin hedef kitlemizde kurumumuzun ya da ma […]
  • Halkla ilişkiler ölçümlemesinde yeni bir model : PRSMR
    PRSMR yaklaşık bir ay önce duyurulduğunda halkla ilişkilerciler tarafından heyecanla karşılandı. Kurumlar ve PR ajansları PRSMR’ın detaylarını biran önce öğrenebilmek için hem Era hem de Vedea’dan oldukça yoğun randevu talepleri oldu. Her iki kurumunda takvimleri oldukça sıkışık durumda. Bu durum aslında iletişim alanında bir beklentinin karşılandığını da an […]
  • Neden küresel ekonomik kriz ortamında iletişimi kesmeliyiz?
    Eğer küresel ekonomik krizi bahane edip iletişiminizi ölçümlemiyorsanız, iletişiminizi kesmenizde fayda var. Ali Saydam her fırsatta Sir Ian Vallance’dan ödünç aldığı şu sözü söyler “ölçmüyorsan yapma” çok da doğru söyler, ölçmüyorsan yapma… Aslında iletişim ile ilgili hemen herkesin bildiği bir gerçektir ölçümlemenin olmazsa olmaz bir gereklilik olduğu. Ama […]

RSS PR Planlama

  • Halkla ilişkilerde başarının sırları!
    Halkla ilişkilerHalkla ilişkilerde Başarıya koşarken nelere ihtiyacınız var? Elbette halkla ilişkilerde başarının ön koşulu, halkla ilişkilerin bütün aşamalarında titiz davranmak ve gerekleri yerine getirmektir. Halkla ilişkilerde başarıya koşarken ihtiyacını olan bilgileri özetle size hatırlatmayı amaçlayan kısa bir sunum hazırladık. Umarım işinize yarar. […]
  • Zorlu ama fırsatlarla dolu bir ekonomik ortamda PR uzmanlarına öğütler
    Etkisi artarak devam eden küresel ekonomik kriz, yerel boyutta da finansman ve kredi sıkıntısını beraberinde getirdi. Ekonomideki daralma, müşterinin bütçesinde, pazarlama iletişimi kaleminde kısıntılara gitmesine yol açarken birçok proje de daha başlamadan bitti. Peki, yaşanan bu kriz süreci kurum ve sektör adına, yetişmiş elemanların sektöre kazandırılması […]
  • Etkinlik planlamasının saçayağı
    Etkinlik planlamak için yola çıktığımızda bizi başarıya taşıyacak üç temel unsuru inceleyelim. Kurumun; misyonunun, vizyonunun, ilkelerinin ve hedeflerinin belirlenmesi Etkinlik planlamanın ilk şartı, kurumun, misyonunu, vizyonunu, ilkelerini, amaçlarını ve hedeflerinin belirlenmiş olup olmadığını kontrol etmektir. Bir eksik varsa tamamlamalı yanlış varsa do […]
  • Küresel ekonomik kriz ortamında stratejik iletişim planı hazırlamanın 6 altın kuralı
    Küresel ekonomik kriz ve krizle ilgili ardı ardına gelen haberler, herkesi ve bütün işletmeleri tedirgin etmeyi hatta paniğe sürüklemeyi başardı. Oysa biliyoruz ki bu dönemi en az hasarla atlatmanın ilk kuralı soğukkanlı davranmak. Planlama, kriz ve resesyon gibi olağandışı durumlarda önemi bir kez daha artan yönetim fonksiyonudur. Şimdi kararlar almak ve bu […]
  • Planlama yapmak ya da körebe oynamak
    Gözleriniz kapalı hedefinizi yakalayabilir misiniz? Planlama yapmadan hareket etmek, gözler kapalı hedefe koşmakla gibidir. Körebe oynamak çok eğlencelidir elbette fakat iş dünyasında bu oyun size büyük kayıplar getirebilir. Bu kayıpların olmaması için planlamaya önem vermeli yani gözlerimizi açık tutmalıyız. Önlenebilir risklere girmenin anlamı var mı? Bu k […]