
<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
		>
<channel>
	<title>PR bu için yorumlar</title>
	<atom:link href="http://www.prbu.com/comments/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.prbu.com</link>
	<description>"Halkla ilişkiler"e dair her şey</description>
	<lastBuildDate>Tue, 17 Nov 2009 20:02:48 +0000</lastBuildDate>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0</generator>
	<item>
		<title>Şampiyon, Sponsorluk&#8230; yazısına admin tarafından yapılan yorumlar</title>
		<link>http://www.prbu.com/sponsorluk/sampiyon-sponsorluk/comment-page-1/#comment-272</link>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		<pubDate>Tue, 17 Nov 2009 20:02:48 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.prbu.com/marketing-turkiye-yazilari/sampiyon-sponsorluk/#comment-272</guid>
		<description>Çanakkale istikameti :)</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Çanakkale istikameti <img src='http://www.prbu.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Şampiyon, Sponsorluk&#8230; yazısına bahar tarafından yapılan yorumlar</title>
		<link>http://www.prbu.com/sponsorluk/sampiyon-sponsorluk/comment-page-1/#comment-271</link>
		<dc:creator>bahar</dc:creator>
		<pubDate>Tue, 17 Nov 2009 18:44:43 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.prbu.com/marketing-turkiye-yazilari/sampiyon-sponsorluk/#comment-271</guid>
		<description>Öncelikle sayın Yaylıoğlu&#039;nu tebrik ederim. Başarılı bir yazı. Ancak belirtmek istediğim bir durum var. İzmir-Çanakkale karayolu üzerinde Aliağa&#039;dan hangi istikamete gidildiği belirtilmemiş. İzmir mi? Çanakkale mi? Eğer cevap İzmir ise bu durumda Aliağa&#039;yı geçince İzmir&#039;in Menemen ilçesi bulunmaktadır. Ve Menemen&#039;de bulunan bir caminin sarı-lacivert renklerinde olması Fenerbahçe fanatikliği ya da benzeri bir durumu değil, Menemen Belediye Spor&#039;unda sahip olduğu Menemen&#039;in renkleri olan sarı ve lacivert renklerinin kullanıldığını gösterir. Bilgilerinize sunarım...</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Öncelikle sayın Yaylıoğlu&#8217;nu tebrik ederim. Başarılı bir yazı. Ancak belirtmek istediğim bir durum var. İzmir-Çanakkale karayolu üzerinde Aliağa&#8217;dan hangi istikamete gidildiği belirtilmemiş. İzmir mi? Çanakkale mi? Eğer cevap İzmir ise bu durumda Aliağa&#8217;yı geçince İzmir&#8217;in Menemen ilçesi bulunmaktadır. Ve Menemen&#8217;de bulunan bir caminin sarı-lacivert renklerinde olması Fenerbahçe fanatikliği ya da benzeri bir durumu değil, Menemen Belediye Spor&#8217;unda sahip olduğu Menemen&#8217;in renkleri olan sarı ve lacivert renklerinin kullanıldığını gösterir. Bilgilerinize sunarım&#8230;</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Gazetecileri kim yönetiyor? yazısına serhatayan tarafından yapılan yorumlar</title>
		<link>http://www.prbu.com/pr-yorum/gazetecileri-kim-yonetiyor/comment-page-1/#comment-250</link>
		<dc:creator>serhatayan</dc:creator>
		<pubDate>Wed, 17 Jun 2009 09:14:57 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.prbu.com/?p=450#comment-250</guid>
		<description>Serbest piyasa koşulları her şeyin birebir açıklayıcısı. Şikayet etmeden önce dikkatlice neyin yolunda gitmediğine dikkatlice bakmak gerekiyor.

Reklamcıların reklamverene vermemesi gereken sözleri vermesinin bir tane önemli sebebi var: Elindeki mal yeterli değil veya yeterli olmadığını düşünüyor. Yeterli olsa onun sırtı dik olur ve istediği paradan reklam verir.

Bunun müsebbibi gazeteci de olabilir, gazetenin patronu da ve hatta matbaa da. Ama düzgün ekonomik şartlarda düzgün bir gazete kendi kurallarını kendi koyar. Kimse de onlara höt zöt yapamaz. Ama sizin daha gazete dergi çıkarırken sesiniz titriyorsa ona zaten yapacak bir şey yok.

İcazeten sözüm meclisten dışarı diyorum.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Serbest piyasa koşulları her şeyin birebir açıklayıcısı. Şikayet etmeden önce dikkatlice neyin yolunda gitmediğine dikkatlice bakmak gerekiyor.</p>
<p>Reklamcıların reklamverene vermemesi gereken sözleri vermesinin bir tane önemli sebebi var: Elindeki mal yeterli değil veya yeterli olmadığını düşünüyor. Yeterli olsa onun sırtı dik olur ve istediği paradan reklam verir.</p>
<p>Bunun müsebbibi gazeteci de olabilir, gazetenin patronu da ve hatta matbaa da. Ama düzgün ekonomik şartlarda düzgün bir gazete kendi kurallarını kendi koyar. Kimse de onlara höt zöt yapamaz. Ama sizin daha gazete dergi çıkarırken sesiniz titriyorsa ona zaten yapacak bir şey yok.</p>
<p>İcazeten sözüm meclisten dışarı diyorum.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Gazetecileri kim yönetiyor? yazısına Erdal Kaplanseren tarafından yapılan yorumlar</title>
		<link>http://www.prbu.com/pr-yorum/gazetecileri-kim-yonetiyor/comment-page-1/#comment-249</link>
		<dc:creator>Erdal Kaplanseren</dc:creator>
		<pubDate>Wed, 17 Jun 2009 07:06:02 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.prbu.com/?p=450#comment-249</guid>
		<description>Kaleminize sağlık Necla Hanım.
Giderek önemi artan bir konuda önemli tespitler yapmışsınız. Çok ciddi sorunlara ve iş yapma süreçlerinde rahatsızlıklara yol açan bir algıyı net biçimde tarif etmişsiniz.
Yazdığınız gibi, sorumluluk hepimizin. Ben gazeteci olarak bu anlamda üzerime düşeni yapmaya gayret ediyorum. Görüştüğüm tüm firma yetkililerine, yazı işleri konusunda kesinlikle direkt benimle ve editörlerimle irtibata geçmelerini söylüyorum. Reklamcı üzerinden gelen herhangi bir haber ve daveti kabul etmediğimi de yüksek sesle söyledim.
Reklamcıların firmadan ilan almak için &quot;haber desteği sözü&quot; verdiğini kesin olarak biliyoruz. Pek çok reklam satın almacı ve şirket yetkilisinin de reklamcı ile görüşürken &quot;haberimizi çıkarırsanız reklam alırsınız&quot; dediklerini ve hatta &quot;bizim haberlerimiz sizde çıkmıyor, bu yüzden size ilan vermiyoruz&quot; diyebiliyorlar.
Peki, haberinizin çıkması için şimdiye kadar nasıl bir çaba sarf ettiniz, yazı işleri yönetimiyle irtibata geçtiniz mi, haber önerileri ortaya çıkardınız mı? Bunların cevabı genelde hayır oluyor. Çünkü, kendi adıma söyleyebilirim ki, haberlerinin çıkması konusunda çaba gösteren firmalara mutlaka destek veriyorum. Bir bilgisayar dergisi için &quot;haber&quot; ile haber dergisi ve gazete için &quot;haber&quot; farklı şeyler. Bunu da eklemekte fayda var.

Reklamcı üzerinden gelen bir bülten dergiye haber olarak girdiğinde veya reklamcı üzerinden gelen bir davete yazı işleri katıldığında, firma tarafında oluşan düşünce &quot;orada reklamcının düdüğü ötüyor&quot; şeklinde oluyor. Gazetede çalıştığım dönemde bir basın toplantısında, ön sırada oturan iki reklamcı ile firma yetkilisi arasında geçen sohbete kulak misafiri olduğumda tüylerim diken diken oldu. &quot;Bak gördün mü .... gazetesinin reklamcısı muhabirini getirememiş, biz getirdik bak. Senin muhabir nerde? Haa o mu. Tamam.&quot; 
Her ne kadar biz dergiciler de bu durumdan rahatsız olsak da; gazetelerin, bilhassa ekonomi servisinde çalışanların durumu daha hassas. Gazeteciyi, haberi, röportajı, köşe yazısını &quot;reklamla satın alınabilir&quot; şeklinde yorumlamalarını normal kılan pratikler bunlar... 
&quot;Bizim ürünümüz testte 1. olmamış, bizim ürünümüz editörün seçimi ödülü almamış, bizim ürünümüz bu sayıda çıkmamış&quot; diye telefon açıp hesap soranlar var. Ve bilin bakalım bu cüret ve cesareti nereden alıyorlar dersiniz? Elbette reklam ilişkilerinden. 
Bu durumun önüne geçmenin en önemli yöntemlerinden biri, reklamcı-yazı işleri ilişkisini belli alanlarda sınırlamaktan geçiyor. Düşünün, bir marka o sene reklam bütçesi ayıramadığı için reklamcının yazı işlerine &quot;bu firmanın haberlerini kullanmayalım&quot; demesi ne kadar saçma bir uygulama? &quot;Bu firma bize reklam veriyor, onun haberlerini mutlaka kullanalım&quot;dan farkı yok. İlan verip haber desteği isteyen firmanın, yarın ilan vermediğinde başına gelecek şeyin bu olacağını bilmesi gerekir. Her ikisini de tasvip etmiyorum ve bu oyuna katılmıyorum. Haber için yanıp tutuşan firmaların azıcık gayret edip PR yapması gerekiyor. 
Reklam-haber ilişkisi PR&#039;ın baş düşmanıdır. Bu durumu düzeltme konusunda en büyük görev de sanırım PR&#039;cılara düşüyor. 

Erdal Kaplanseren</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Kaleminize sağlık Necla Hanım.<br />
Giderek önemi artan bir konuda önemli tespitler yapmışsınız. Çok ciddi sorunlara ve iş yapma süreçlerinde rahatsızlıklara yol açan bir algıyı net biçimde tarif etmişsiniz.<br />
Yazdığınız gibi, sorumluluk hepimizin. Ben gazeteci olarak bu anlamda üzerime düşeni yapmaya gayret ediyorum. Görüştüğüm tüm firma yetkililerine, yazı işleri konusunda kesinlikle direkt benimle ve editörlerimle irtibata geçmelerini söylüyorum. Reklamcı üzerinden gelen herhangi bir haber ve daveti kabul etmediğimi de yüksek sesle söyledim.<br />
Reklamcıların firmadan ilan almak için &#8220;haber desteği sözü&#8221; verdiğini kesin olarak biliyoruz. Pek çok reklam satın almacı ve şirket yetkilisinin de reklamcı ile görüşürken &#8220;haberimizi çıkarırsanız reklam alırsınız&#8221; dediklerini ve hatta &#8220;bizim haberlerimiz sizde çıkmıyor, bu yüzden size ilan vermiyoruz&#8221; diyebiliyorlar.<br />
Peki, haberinizin çıkması için şimdiye kadar nasıl bir çaba sarf ettiniz, yazı işleri yönetimiyle irtibata geçtiniz mi, haber önerileri ortaya çıkardınız mı? Bunların cevabı genelde hayır oluyor. Çünkü, kendi adıma söyleyebilirim ki, haberlerinin çıkması konusunda çaba gösteren firmalara mutlaka destek veriyorum. Bir bilgisayar dergisi için &#8220;haber&#8221; ile haber dergisi ve gazete için &#8220;haber&#8221; farklı şeyler. Bunu da eklemekte fayda var.</p>
<p>Reklamcı üzerinden gelen bir bülten dergiye haber olarak girdiğinde veya reklamcı üzerinden gelen bir davete yazı işleri katıldığında, firma tarafında oluşan düşünce &#8220;orada reklamcının düdüğü ötüyor&#8221; şeklinde oluyor. Gazetede çalıştığım dönemde bir basın toplantısında, ön sırada oturan iki reklamcı ile firma yetkilisi arasında geçen sohbete kulak misafiri olduğumda tüylerim diken diken oldu. &#8220;Bak gördün mü &#8230;. gazetesinin reklamcısı muhabirini getirememiş, biz getirdik bak. Senin muhabir nerde? Haa o mu. Tamam.&#8221;<br />
Her ne kadar biz dergiciler de bu durumdan rahatsız olsak da; gazetelerin, bilhassa ekonomi servisinde çalışanların durumu daha hassas. Gazeteciyi, haberi, röportajı, köşe yazısını &#8220;reklamla satın alınabilir&#8221; şeklinde yorumlamalarını normal kılan pratikler bunlar&#8230;<br />
&#8220;Bizim ürünümüz testte 1. olmamış, bizim ürünümüz editörün seçimi ödülü almamış, bizim ürünümüz bu sayıda çıkmamış&#8221; diye telefon açıp hesap soranlar var. Ve bilin bakalım bu cüret ve cesareti nereden alıyorlar dersiniz? Elbette reklam ilişkilerinden.<br />
Bu durumun önüne geçmenin en önemli yöntemlerinden biri, reklamcı-yazı işleri ilişkisini belli alanlarda sınırlamaktan geçiyor. Düşünün, bir marka o sene reklam bütçesi ayıramadığı için reklamcının yazı işlerine &#8220;bu firmanın haberlerini kullanmayalım&#8221; demesi ne kadar saçma bir uygulama? &#8220;Bu firma bize reklam veriyor, onun haberlerini mutlaka kullanalım&#8221;dan farkı yok. İlan verip haber desteği isteyen firmanın, yarın ilan vermediğinde başına gelecek şeyin bu olacağını bilmesi gerekir. Her ikisini de tasvip etmiyorum ve bu oyuna katılmıyorum. Haber için yanıp tutuşan firmaların azıcık gayret edip PR yapması gerekiyor.<br />
Reklam-haber ilişkisi PR&#8217;ın baş düşmanıdır. Bu durumu düzeltme konusunda en büyük görev de sanırım PR&#8217;cılara düşüyor. </p>
<p>Erdal Kaplanseren</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Necla Zarakol ile  PR ve Zarakol İletişim hakkında&#8230; yazısına fonat tarafından yapılan yorumlar</title>
		<link>http://www.prbu.com/gundem/necla-zarakol-ile-zarakol-ve-pr-hakkinda/comment-page-1/#comment-191</link>
		<dc:creator>fonat</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 09 Apr 2009 10:30:57 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.prbu.com/?p=243#comment-191</guid>
		<description>Derslerimizde ve örneklerimizde Zarakol firmasının hizmetlerini anlatıyoruz. Halkla ilişkilerle ilgili çalışan nadir kişilerden kaldığınız ve üstün kaliteyle hizmetlerinizi sürdürdüğünüz için teşekkürler Necla Hanım. Öğrencilerimize umut ışığı oluyorsunuz.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Derslerimizde ve örneklerimizde Zarakol firmasının hizmetlerini anlatıyoruz. Halkla ilişkilerle ilgili çalışan nadir kişilerden kaldığınız ve üstün kaliteyle hizmetlerinizi sürdürdüğünüz için teşekkürler Necla Hanım. Öğrencilerimize umut ışığı oluyorsunuz.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>2008 İletişim hizmetleri algılama araştırması sonuçlandı yazısına Elvan Oktar tarafından yapılan yorumlar</title>
		<link>http://www.prbu.com/pr-haber/2008-iletisim-hizmetleri-algilama-arastirmasi-sonuclandi/comment-page-1/#comment-190</link>
		<dc:creator>Elvan Oktar</dc:creator>
		<pubDate>Mon, 06 Apr 2009 17:49:28 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.prbu.com/?p=378#comment-190</guid>
		<description>Can Bey,

Aslında yorumunuzu okuyalı epey oldu ama cevap vermeyi bir türlü becereedim. Yazdıklarınız için çok teşekkürler. Geçen araştırmayı çok iyi analiz etmişsiniz...

Bu sene de benzerlikler var. Benim ilgimi çeken en önemli konu hizmet verenle hizmeti alan arasındaki farklı algılamalar oldu. Umarım bu araştırma biz araştırmacılar için de son derece önemli olan iletişim sektörü için yararlı bir çalışma olmuştur. 

Size de araştırma hakkında yaptığınız katkılarınızdan dolayı teşekkür ederim. Sevgiler,</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Can Bey,</p>
<p>Aslında yorumunuzu okuyalı epey oldu ama cevap vermeyi bir türlü becereedim. Yazdıklarınız için çok teşekkürler. Geçen araştırmayı çok iyi analiz etmişsiniz&#8230;</p>
<p>Bu sene de benzerlikler var. Benim ilgimi çeken en önemli konu hizmet verenle hizmeti alan arasındaki farklı algılamalar oldu. Umarım bu araştırma biz araştırmacılar için de son derece önemli olan iletişim sektörü için yararlı bir çalışma olmuştur. </p>
<p>Size de araştırma hakkında yaptığınız katkılarınızdan dolayı teşekkür ederim. Sevgiler,</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>İlişkiyi yönetmek Hayatı Yönetmenin Kendisidir yazısına Can Dilek tarafından yapılan yorumlar</title>
		<link>http://www.prbu.com/pr-yorum/iliskiyi-yonetmek-hayati-yonetmenin-kendisidir/comment-page-1/#comment-187</link>
		<dc:creator>Can Dilek</dc:creator>
		<pubDate>Tue, 31 Mar 2009 12:57:07 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.prbu.com/?p=372#comment-187</guid>
		<description>Beyza Hanım,

Teveccüh göstermişsiniz. Teşekkür ederim. Naçizane önerim orta vadede bir ajansta çalışmanız. Böylelikle çok daha kısa bir süre içerisinde meseleki bilgiyi absorbe etmiş olursunuz. Bence siz ve sizin gibi &quot;okulun ilk sınıfından meseleğe ilgi duyanlar&quot; iletişim sektörünü ileriye taşıyacaktır.

Sevgi ve saygılarımla,
Can
can.dilek@gmail.com</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Beyza Hanım,</p>
<p>Teveccüh göstermişsiniz. Teşekkür ederim. Naçizane önerim orta vadede bir ajansta çalışmanız. Böylelikle çok daha kısa bir süre içerisinde meseleki bilgiyi absorbe etmiş olursunuz. Bence siz ve sizin gibi &#8220;okulun ilk sınıfından meseleğe ilgi duyanlar&#8221; iletişim sektörünü ileriye taşıyacaktır.</p>
<p>Sevgi ve saygılarımla,<br />
Can<br />
<a href="mailto:can.dilek@gmail.com">can.dilek@gmail.com</a></p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>İlişkiyi yönetmek Hayatı Yönetmenin Kendisidir yazısına Beyza Bilgin tarafından yapılan yorumlar</title>
		<link>http://www.prbu.com/pr-yorum/iliskiyi-yonetmek-hayati-yonetmenin-kendisidir/comment-page-1/#comment-181</link>
		<dc:creator>Beyza Bilgin</dc:creator>
		<pubDate>Fri, 27 Mar 2009 09:23:52 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.prbu.com/?p=372#comment-181</guid>
		<description>Böyle bir yazıyı okumak iyi geldi sanırım.daha halkla ilşkiler 1. sınıf öğrencisi olduğum için bildiğim pek birşey yok açıkçası.zaten bu siteyede okuyacağım meslekten haberdar olmak için üye oldum.adı kolay ama idaresi zor bir meslek.bilgilendirmeleriniz hiç birşeyden haberi olmayan birini aydınlattı açıkçası.daha çok fırın ekmek yemem lazım sanırım benim.ve şu an sınavlarıma hazırlanıyorum dışardan okuyorum tabi ki çalıştığım için.eğer hala okul notları olan arkadaşlar varsa mailime atmalarını rica olunur.Telekomda marka yönetimi müdürlüğü övünülecek bir şey ve bu genç yaşta bu noktaya gelmek daha da güzel.açıkçası size özendim Can bey.Bi gün ben de bu kadar büyür müyüm? acaba</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Böyle bir yazıyı okumak iyi geldi sanırım.daha halkla ilşkiler 1. sınıf öğrencisi olduğum için bildiğim pek birşey yok açıkçası.zaten bu siteyede okuyacağım meslekten haberdar olmak için üye oldum.adı kolay ama idaresi zor bir meslek.bilgilendirmeleriniz hiç birşeyden haberi olmayan birini aydınlattı açıkçası.daha çok fırın ekmek yemem lazım sanırım benim.ve şu an sınavlarıma hazırlanıyorum dışardan okuyorum tabi ki çalıştığım için.eğer hala okul notları olan arkadaşlar varsa mailime atmalarını rica olunur.Telekomda marka yönetimi müdürlüğü övünülecek bir şey ve bu genç yaşta bu noktaya gelmek daha da güzel.açıkçası size özendim Can bey.Bi gün ben de bu kadar büyür müyüm? acaba</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Şu Pınar’ın Marka Halleri! yazısına sena hür tarafından yapılan yorumlar</title>
		<link>http://www.prbu.com/gundem/su-pinar%e2%80%99in-marka-halleri/comment-page-1/#comment-176</link>
		<dc:creator>sena hür</dc:creator>
		<pubDate>Wed, 25 Mar 2009 14:52:53 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.prbu.com/mt_yazilari/su-pinar%e2%80%99in-marka-halleri/#comment-176</guid>
		<description>kesinlikle katılıyorum. sitesi de son derece düz ve hic bir cekiciligi yok. pınar gibi dev bir markaya yakismiyor.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>kesinlikle katılıyorum. sitesi de son derece düz ve hic bir cekiciligi yok. pınar gibi dev bir markaya yakismiyor.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Şimdi stratejik iletişim zamanı yazısına NURAN AKSU tarafından yapılan yorumlar</title>
		<link>http://www.prbu.com/gundem/simdi-stratejik-iletisim-zamani/comment-page-1/#comment-162</link>
		<dc:creator>NURAN AKSU</dc:creator>
		<pubDate>Sat, 14 Mar 2009 19:39:11 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.prbu.com/?p=362#comment-162</guid>
		<description>GÖRÜNMEYEN, DOKUNULMAYAN, HİSSEDİLEMEYENDEN HER ZAMAN KORKMUŞTUR İNSANOĞLU. Korkunun ecele faydası yok demiştir atalarımız.
İşte bu kitap Korkularınızın ECELLE MÜCADELESİNE 1 gol attırıyor. Hatta maçı kazandırıyor. Görünmeyeni görmenizi sağlıyor yani.. 

Elle tutulamayan değerlerle itibarın büyük parçasının oluşuyor olması kanıtlanmış gerçektir. Dolayısıyla değerinizin buna paralel artması geçmişte de aynıydı şimdi de. Ama bizler işin hep somut kısımlarını görme kolaylığına alıştığımızdan işin hiç bu taraflarını irdelememiştik. Zordu çünkü görünmeyen, ilk etaptda farkedemeğimiz değerleri anlamaya çalışıp üzerinde kafa yormak. 

İŞTE BU KİTAP, herkes için, hem kurumlar hem insanlar için o ZOR olan bu konuları somut görebilmeyi, korkunun temellerinin ne olduğunu kolaylıkla anlayabilmeyi hatta itibarınızı ve algınızı yönetebilmeniz için herşeyi en basit ve yalın dilde anlayabilmenizi sağlıyor. 
&quot;Hayat her alanı dahil, o kadar da zor değil. Sadece nasıl ve neleri yöneteceğinizi farkedin&quot; 
diyor. 
Demekle de yetinmiyor. Yol haritasını da çiziyor önünüze..

Basındaki ve pek çok yerdeki yorumlarda &quot;özellikle yöneticilerin okuması gereken kitap&quot; diye geçiyor. Ben buna katılmıyorum. Bu KİTAP HERKESİN OKUMASI GEREKEN bir kitap. 

İtibarı ve yönetmeyi öğrenmemdeki en önemli yol göstericilerimden biri olan Salim KADIBEŞEGİL&#039;in bu kitabı bence herkesin başucunda tutması gereken bir kitap. 


Elinize, düşüncelerinize ve yaşadığınız yıllara sağlık Salim Bey.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>GÖRÜNMEYEN, DOKUNULMAYAN, HİSSEDİLEMEYENDEN HER ZAMAN KORKMUŞTUR İNSANOĞLU. Korkunun ecele faydası yok demiştir atalarımız.<br />
İşte bu kitap Korkularınızın ECELLE MÜCADELESİNE 1 gol attırıyor. Hatta maçı kazandırıyor. Görünmeyeni görmenizi sağlıyor yani.. </p>
<p>Elle tutulamayan değerlerle itibarın büyük parçasının oluşuyor olması kanıtlanmış gerçektir. Dolayısıyla değerinizin buna paralel artması geçmişte de aynıydı şimdi de. Ama bizler işin hep somut kısımlarını görme kolaylığına alıştığımızdan işin hiç bu taraflarını irdelememiştik. Zordu çünkü görünmeyen, ilk etaptda farkedemeğimiz değerleri anlamaya çalışıp üzerinde kafa yormak. </p>
<p>İŞTE BU KİTAP, herkes için, hem kurumlar hem insanlar için o ZOR olan bu konuları somut görebilmeyi, korkunun temellerinin ne olduğunu kolaylıkla anlayabilmeyi hatta itibarınızı ve algınızı yönetebilmeniz için herşeyi en basit ve yalın dilde anlayabilmenizi sağlıyor.<br />
&#8220;Hayat her alanı dahil, o kadar da zor değil. Sadece nasıl ve neleri yöneteceğinizi farkedin&#8221;<br />
diyor.<br />
Demekle de yetinmiyor. Yol haritasını da çiziyor önünüze..</p>
<p>Basındaki ve pek çok yerdeki yorumlarda &#8220;özellikle yöneticilerin okuması gereken kitap&#8221; diye geçiyor. Ben buna katılmıyorum. Bu KİTAP HERKESİN OKUMASI GEREKEN bir kitap. </p>
<p>İtibarı ve yönetmeyi öğrenmemdeki en önemli yol göstericilerimden biri olan Salim KADIBEŞEGİL&#8217;in bu kitabı bence herkesin başucunda tutması gereken bir kitap. </p>
<p>Elinize, düşüncelerinize ve yaşadığınız yıllara sağlık Salim Bey.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>2008 İletişim hizmetleri algılama araştırması sonuçlandı yazısına Can Dilek tarafından yapılan yorumlar</title>
		<link>http://www.prbu.com/pr-haber/2008-iletisim-hizmetleri-algilama-arastirmasi-sonuclandi/comment-page-1/#comment-161</link>
		<dc:creator>Can Dilek</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 12 Mar 2009 17:49:13 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.prbu.com/?p=378#comment-161</guid>
		<description>Elvan Hanım,

Çalışmalarınız için mesleğin içerisinde yer alan birisi olarak teşekkür ederim. Araştırmanın sonuçlarına baktım. Bir önceki gibi satır arasında önemli mesajlar bulunuyor.

Bir önceki araştırma ile ilgili bir yazı kaleme almıştım: http://www.prbu.com/pr-yorum/enine-boyuna-pr/

Bu sefer ise takip etmeyenler için Seth Godin&#039;in blogunda yayınlanan bir yazıyı paylaşmak isterim. 

Sanıyorum bu araştırmanın sonuçlarına dair manalı bir katkı sağlayacaktır: http://sethgodin.typepad.com/seths_blog/2009/03/the-difference-between-pr-and-publicity.html

Sevgilerimle,
Can</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Elvan Hanım,</p>
<p>Çalışmalarınız için mesleğin içerisinde yer alan birisi olarak teşekkür ederim. Araştırmanın sonuçlarına baktım. Bir önceki gibi satır arasında önemli mesajlar bulunuyor.</p>
<p>Bir önceki araştırma ile ilgili bir yazı kaleme almıştım: <a href="http://www.prbu.com/pr-yorum/enine-boyuna-pr/" rel="nofollow">http://www.prbu.com/pr-yorum/enine-boyuna-pr/</a></p>
<p>Bu sefer ise takip etmeyenler için Seth Godin&#8217;in blogunda yayınlanan bir yazıyı paylaşmak isterim. </p>
<p>Sanıyorum bu araştırmanın sonuçlarına dair manalı bir katkı sağlayacaktır: <a href="http://sethgodin.typepad.com/seths_blog/2009/03/the-difference-between-pr-and-publicity.html" rel="nofollow">http://sethgodin.typepad.com/seths_blog/2009/03/the-difference-between-pr-and-publicity.html</a></p>
<p>Sevgilerimle,<br />
Can</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Şimdi stratejik iletişim zamanı yazısına Diğdem Cengiz tarafından yapılan yorumlar</title>
		<link>http://www.prbu.com/gundem/simdi-stratejik-iletisim-zamani/comment-page-1/#comment-160</link>
		<dc:creator>Diğdem Cengiz</dc:creator>
		<pubDate>Mon, 02 Mar 2009 09:34:33 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.prbu.com/?p=362#comment-160</guid>
		<description>Bir solukta keyifle okuyacağımız ve farklı ufuk turlarına çıkacağımız bir yayın olduğundan eminim. 

İlk baskılar hemen tükenmiş bile. 

Şimdiden tebrik ediyorum. Yeni yayınlarınızı keyifle bekliyoruz.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Bir solukta keyifle okuyacağımız ve farklı ufuk turlarına çıkacağımız bir yayın olduğundan eminim. </p>
<p>İlk baskılar hemen tükenmiş bile. </p>
<p>Şimdiden tebrik ediyorum. Yeni yayınlarınızı keyifle bekliyoruz.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Bunun adı PR mı? yazısına Mehmet Ortaç tarafından yapılan yorumlar</title>
		<link>http://www.prbu.com/gundem/bunun-adi-pr-mi/comment-page-1/#comment-159</link>
		<dc:creator>Mehmet Ortaç</dc:creator>
		<pubDate>Wed, 25 Feb 2009 09:35:04 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.prbu.com/?p=355#comment-159</guid>
		<description>Birde işin organizasyonsuzluk ayağı var. Bu genellikle sivil toplum kuruluşları, siyasi partiler gibi tüm şehirlere yayılmış kuruluşlarda olan sorunlardandır. Her şehrin halkla ilişkilerinden sorumlu kişinin aynı liste üzerinden aynı gazeteciye sürekli etkinlikleri hakkında bülten gönderdiğini düşünün...</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Birde işin organizasyonsuzluk ayağı var. Bu genellikle sivil toplum kuruluşları, siyasi partiler gibi tüm şehirlere yayılmış kuruluşlarda olan sorunlardandır. Her şehrin halkla ilişkilerinden sorumlu kişinin aynı liste üzerinden aynı gazeteciye sürekli etkinlikleri hakkında bülten gönderdiğini düşünün&#8230;</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Şimdi stratejik iletişim zamanı yazısına Mehmet Ortaç tarafından yapılan yorumlar</title>
		<link>http://www.prbu.com/gundem/simdi-stratejik-iletisim-zamani/comment-page-1/#comment-158</link>
		<dc:creator>Mehmet Ortaç</dc:creator>
		<pubDate>Wed, 25 Feb 2009 09:30:28 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.prbu.com/?p=362#comment-158</guid>
		<description>Hayırlı uğurlu olsun hocam. En kısa zamanda temin edip bir solukta okuyacağım.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Hayırlı uğurlu olsun hocam. En kısa zamanda temin edip bir solukta okuyacağım.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Şimdi stratejik iletişim zamanı yazısına SALİM KADIBEŞEGİL tarafından yapılan yorumlar</title>
		<link>http://www.prbu.com/gundem/simdi-stratejik-iletisim-zamani/comment-page-1/#comment-157</link>
		<dc:creator>SALİM KADIBEŞEGİL</dc:creator>
		<pubDate>Tue, 24 Feb 2009 03:26:41 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.prbu.com/?p=362#comment-157</guid>
		<description>Gunumuzde ortaya cikan her gelisme, kurumlarin kozmetik cozumlerle ayakta duramayacaklarini, gercek bir samimiyet ve donusum iradesi gostermeleri gerektigini bas bas bagiriyor. Gunu kurtarma felsefesiyle tesadufi basari elde edenler ve ancak esen ruzgarla ayakta durabilen ruzgar coraplari elde ettikleri basarilarin surdurulebilirligini umursamadikca yok olmaya mahkumlar. Kitabin giris bolumunde harika bir sekilde ozetlenen bu gerceklik, umariz yeni trendlerin farkina varilmasina katkida bulunarak ulkemiz kurumlarinin kuresel rekabet yetileri uzerinde olumlu etkilere vesile olur. 

Tekrar tebrikler hocam...

Bulent Yilmaz</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Gunumuzde ortaya cikan her gelisme, kurumlarin kozmetik cozumlerle ayakta duramayacaklarini, gercek bir samimiyet ve donusum iradesi gostermeleri gerektigini bas bas bagiriyor. Gunu kurtarma felsefesiyle tesadufi basari elde edenler ve ancak esen ruzgarla ayakta durabilen ruzgar coraplari elde ettikleri basarilarin surdurulebilirligini umursamadikca yok olmaya mahkumlar. Kitabin giris bolumunde harika bir sekilde ozetlenen bu gerceklik, umariz yeni trendlerin farkina varilmasina katkida bulunarak ulkemiz kurumlarinin kuresel rekabet yetileri uzerinde olumlu etkilere vesile olur. </p>
<p>Tekrar tebrikler hocam&#8230;</p>
<p>Bulent Yilmaz</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Halkla İlişkilerde CPM yazısına Ateş Yaylıoğlu tarafından yapılan yorumlar</title>
		<link>http://www.prbu.com/gundem/halkla-iliskilerde-cpm/comment-page-1/#comment-156</link>
		<dc:creator>Ateş Yaylıoğlu</dc:creator>
		<pubDate>Mon, 23 Feb 2009 18:12:39 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.prbu.com/?p=296#comment-156</guid>
		<description>&quot;mantık&quot; olarak yanlışlık, ölçümleme kriteri olarak CPM&#039;i görmekte yatar. CPM bize sadece maliyet kriteri sunar. PR sözkonusu olduğunda ölçü birimi hedef kitle erişimi, ölçümleme kriteri hedef kitle algısıdır. Ancak CPM&#039;in farklı iletişim projeler ve bambaşka mecralara yönelen etkinlikler için finansal bir kıyas olanağı sunması, halkla ilişkiler için kaçırılmayacak bir fırsattır. 

Halkla ilişkilerde CPM matematiksel olarak doğru &quot;mantık dahilinde kullanmamak&quot; yanlıştır!</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>&#8220;mantık&#8221; olarak yanlışlık, ölçümleme kriteri olarak CPM&#8217;i görmekte yatar. CPM bize sadece maliyet kriteri sunar. PR sözkonusu olduğunda ölçü birimi hedef kitle erişimi, ölçümleme kriteri hedef kitle algısıdır. Ancak CPM&#8217;in farklı iletişim projeler ve bambaşka mecralara yönelen etkinlikler için finansal bir kıyas olanağı sunması, halkla ilişkiler için kaçırılmayacak bir fırsattır. </p>
<p>Halkla ilişkilerde CPM matematiksel olarak doğru &#8220;mantık dahilinde kullanmamak&#8221; yanlıştır!</p>
]]></content:encoded>
	</item>
</channel>
</rss>

