27 Temmuz’da, Türkiye Gazeteciler Cemiyeti ile bir deklarasyon imzalayarak ,halkla ilişkiler camiası için çok önemli bir adıma imza atan Türkiye Halkla İlişkiler Derneği Başkanı Fügen Toksü ile bu gelişmenin umut verici heyecanıyla bir röportaj yaptık. Son zamanlarda yaşanan gelişmelerden duyduğu memnuniyet gözlerinden okunan Fügen Hanım, hemen deklarasyonla ilgili hazırladığı materyalleri veriyor bize. Biz de İletişim camiasında bilmeyeni yoktur diyoruz; ama yine de TÜHİD’in tarihçesi, kuruluş amacı, hedefleri ile başlıyoruz sohbetimize.
Fügen Toksü ile deklerasyon üzerine
Yayınlanma tarafından 09 Ağu 2010 Kategori: Gündem ve PR haber 0 Yorumİletişim Beklentileri Farklılaşan Kurum İçi Hedef Gruplardan Biri, Y Jenerasyonu
Yayınlanma tarafından 29 Haz 2010 Kategori: Kurum içi PR 0 Yorum
Hedef kitle ile etkin iletişimin sağlanması, kuruluşlar için kritik başarı faktörlerinden biridir. Kurumsal iletişimin müşteriler, kamu ve diğer tüm paydaşlarla ilişki ve dış dünya ile kurum arasında sağlıklı bilgi alışverişi sağlayan fonksiyonlarının en önemlilerinden biri, bölüm ve çalışanlar arasında eşgüdüm, bilgi akışı, motivasyon, bütünleşme vb. sağlamak üzere yapılan iç iletişim çalışmalarıdır. Başarılı iç iletişim stratejileri ile sağlanan etkin örgütsel iletişim ortamının iş hedeflerinin benimsenmesini sağladığı, iş tatminini, üretkenliği, işe yönelik motivasyonu, uyum, birlik, aidiyet ve güveni artırdığı, kurum kültürünün paylaşılmasını kolaylaştırdığı, kriz dönemlerinin daha kolay atlatıldığı araştırmalarda yer almaktadır.
Okumaya devam et ‘İletişim Beklentileri Farklılaşan Kurum İçi Hedef Gruplardan Biri, Y Jenerasyonu’
Halkla İlişkiler Tanımı Vedea’da ki eğitimimin ilk günü “Halkla ilişkiler nedir?” sorusu ile başladı. Neydi “Halkla İlişkiler” parça parça bir sürü kelimeler uçuşmaya başladı beynimde. Kurum, halk, hedef kitle, sosyal paydaşlar, algı, ikna, yönetim vs vs…
4 yıl boyunca eğitimini almış olmak yetmemişti net bir tanım yapmaya. Sil baştan başlayıp bu güne kadar kimler ne tanımlar yapmış bir göz atmak daha yararlı olacak diye düşündüm. Araştırdıkça gördüm ki neredeyse herkesin bir tanımı var ve tanım yapma konusunda herkesin kafası oldukça karışık.
ERA Research & Consultancy ve SOYAK Holding 62. ESOMAR Kongresinde Sosyal Sorumluluk Konusunda Tebliğ Sundu
ERA Research & Consultancy ortaklarından Elvan Oktar ve SOYAK Holding Kurumsal İletişim Koordinatörü Fatma Çelenk’in birlikte hazırladıkları tebliğ ESOMAR’ın 62. yıllık kongresinde sunulmaya hak kazandı. Çelenk ve Oktar ile kongreyi ve gerçekleştirdikleri projelerini konuştuk.
ESOMAR’ın araştırma sektöründeki önemi nedir?
EO: Araştırma camiasındaki en büyük ölçekli organizasyon niteliğinde olan ESOMAR (Dünya Araştırmacılar Birliği), sektörün tüm kalite standartları ve kurallarının ana belirleyicisi konumunda. Tüm dünyadan hem araştırma sağlayıcıların hem de araştırma verenlerin kişi ya da kurum düzeyinde üye olabildiği bu organizasyon, her yıl Eylül ayında araştırma alanında en geniş katılımlı yıllık kongreyi düzenliyor ve bu kongrede o yıl için belirlenen ana temaya yönelik sunulmaya değer görülen tebliğler kongrede sunuluyor.
Halkla ilişkiler hedeflerine ulaşmak için birçok yöntem kullanıldığını biliriz. Bu yöntemlerin en öne çıkanı medya ilişkileri olmuştur. O kadar ki bırakın toplumun genelini, iletişim sektörü ile ilgili kişilerin bile yanlış olarak bu iki kavramı (halkla ilişkiler ve medya ilişkileri) eş anlamlı kullandıklarına şahit oluruz. En kötüsü de iletişim sektörünün dergileri Marketing Türkiye ve MediaCat bile zaman zaman aynı hataya düşmesidir.
Medya iletişimi teknolojik gelişmelerden etkilenmektedir. Teknolojik gelişmeler iletişim araçlarını çeşitlendirmekte, İnternet iletişim araçlarına yeni olanaklar sunmaktadır. Artık gazeteler ve dergiler İnternet üzerinden yayın yapmakta, hatta radyolar ve TV’ler de İnternet üzerinden yayın yapmaktadır. Üstelik İnternet yayıncılık maliyetlerini çok büyük ölçüde düşürdüğü için, klasik yöntemlerle yayınlanamayan dergi ve gazete projelerinin devreye girmesine olanak sağlamıştır. İnternet gazetelerinin yanı sıra İnternet haber sitelerinin oluşumuna olanak vermiştir. Yaşanan bu hızlı değişimin halkla ilişkilerin etkili yöntemlerinden biri olan medya ilişkilerinde köklü değişimlere neden olduğunu düşünüyorsanız yanılıyorsunuz.
PR’cılar mı? Gazetelerin reklam servislerinde çalışanlar mı? Gazeteciler mi?
Iletisim danışmanlık sirketlerinin ya da -daha yaygın kullanımıyla- halkla ilişkiler sirketlerinin sayısı arttıkça yanlış bir kanı da yaygınlaşıyor. Hizmet alan sirketlerdeki yöneticiler de, ilgili birimlerde çalışanlar da nedense kendilerine hizmet veren sirketlerin ve çalışanlarının gazeteciler üzerinde büyük bir etkisi olduğuna ve onlar aracılığıyla mecrada istedikleri gibi yer bulabileceklerine inanıyorlar.
Bu şirketlerin patronları da mecralara kendi bütçelerine oranla “iyi” bir pay ayırdığıklarını düşündükleri için olsa gerek, yayın yeri satın aldıkları kurumların mecralarında kurumlarıyla, hizmetleriyle, ürünleriyle ilgili en ufak bir bilginin bile gazetelerde“bir bakanın istifası”; “devalüasyon”, “cok önemli bir uluslararası toplantı”, “bir yabancı bakan ziyareti” imişcesine en az çeyrek sayfalık; televizyondaysa en az 1 dakikalık yer hak ettiğini düşünüyorlar.
Türkiye’nin Kyoto Protokolü’ne taraf olmasını sağlayacak yasa tasarısı Meclis’ten 3 redde karşı 243 oyla kabul edildi. 252 milletvekilinin katıldığı oylama da altı vekil de çekimser oy kullandı. Çekimser oy kullanan vekillerin ortak açıklaması her ne kadar konunun iletişiminin iyi yapılmaması olsa da bu yazının konusunu hükümetin, Sanayi, Çevre ve Enerji Bakanlıkları’nın kamuoyunu ve dolayısıyla vekilleri önümüzdeki süreçlerde nelerin beklediği konusunda bilgilendirmemesi olmayacak. Tabi olması gereken ilgili tüm bakanlıkların sanayiye yön veren kuruluşları ve tüketicileri bir bilgilendirme platformunda bir araya getirmesi ve 2012’den sonraki süreçler hakkında iletişim sürecini tam ve kesintisi olarak başlatmasıdır.
5 Şubat’ta kabul edilen yasayla, dünyada 177 ülkenin taraf olduğu Kyoto protokolüne göre ulaşım, enerji, çöp depolama sistemleri aşamalı olarak değiştirmemiz gerekecek. Kyoto Protokolüne taraf olunması 2012 yılı sonuna kadar Türkiye’ye herhangi bir sera gazı azaltılması yükümlülüğü getirmemektedir. Ancak Türkiye küresel sorumluluklar çerçevesince iklim değişikliği ile mücadele konusunda önemli çalışmalar yapmak zorunda kalacaktır.
Okumaya devam et ‘Şirketlerin karbon ayak izi: Marka Değeri’
Grup 7 üzerine Cengiz Turhan’la söyleşi
Yayınlanma tarafından 08 Nis 2009 Kategori: Röportaj 0 YorumCengiz Turhan ile geçen ay İDA üzerine bir söyleşi yapmıştık, bu sefer konumuz Grup 7 İletişim Danışmanlığı oldu.
F. Paksoy : GRUP 7’nin diğer iletişim ajanslarından farkları nelerdir; Şirketler, İletişim Ajansı olarak neden GRUP 7’yi tercih etmeli?
C. Turhan: Müşterilerimiz GRUP 7 ile çalıştıkları vakit iki önemli unsuru bir arada bulabiliyorlar. Bunlardan biri stratejik bakış açımızın diğeri ise bu stratejileri uygulama kapasitemizin çok güçlü ve yüksek olmasıdır. Bu, bizim dillendirdiğimiz bir şey değil müşterilerimizin bize söylediği bir gerçek.
İletişim disiplinleri içerisinde en uzun vadeli düşünen disiplin halkla ilişkilerdir. Halkla İlişkiler ancak dönemsel yapılar içerisinde süreklilik, kararlılık ile uygulandığı zaman sonuç verecek bir faaliyetdir. Halkla İlişkilerin bu yapısı stratejik düşünceyi önemli kılar. Öte yandan, iletişim danışmanlığı fonksiyonu, bizi, biz müşterilerimize stratejiler önerirken geniş perspektifli bir iletişim penceresinden bakmaya da zorlar. Müşteri de aynı bakış açısını yakalamışsa, sizin ortaya koyduğunuz uzun vadeli stratejiyi başka iletişim disiplinlerine de uygulama anlayışı ile hareket eder.
PRSMR (Public relations strategy and management report) Firmalara rekabet avantajı sağlıyor.
Halkla ilişkiler araştırmaları alanında uzmanlaşmış araştırma firması ERA Research & Consultancy ile Halkla ilişkiler alanında ölçümleme, planlama ve değerlendirme hizmeti veren Vedea Veri Değerlendirme ve Analiz şirketi birlikte yeni ve kapsamlı bir değerlendirme ve raporlama sistemi olan PRSMR’ı geliştirdiler.
PRSMR ile şirket yöneticileri artık iletişim stratejilerini oluştururken ihtiyaç duydukları her türlü bilgiye ulaşabilecekler.
PRSMR, kurumların itibarının düzeyini, markalarının hedef kitleler tarafından nasıl algılandığını, hedef kitlelerin medya yönelim ve alışkanlıklarını açıklarken stratejik iletişim planı için gerekli bilgileri raporluyor. Öte yandan PRSMR uygulanan iletişim planı ile kurum ve markaların paydaşlar üzerindeki algısını ve algının değişim sürecinin bilgisini kurumlara sunuyor.
Cengiz Turhan ile İDA üzerine
Yayınlanma tarafından 20 Mar 2009 Kategori: Gündem ve Röportaj 0 Yorum
Geçtiğimiz günlerde İletişim Danişmanlığı Şirketleri Derneğinin yeni dönem başkanlığını üstlenen, Grup7 İletişim Danışmanlığı Şirketi’nin de başkanı olan Cengiz Turhan ile İDA ve İDA’nın gündemi üzerine bir söyleşi yaptık.
F. Paksoy: Öncelikle yeni göreviniz için sizi tebrik etmek istiyoruz.
C.Turhan: Teşekkür ederim.
F. Paksoy : İDA’nın hedefi halkla ilişkiler sektörünü geliştirmek ve hizmet standartlarını yükseltmektir; Ancak üye sayısı iki elin parmaklarını geçmeyecek kadar az olan bir mesleki sivil toplum kuruluşunun bu hedefi gerçekleştirmesi sizce ne kadar mümkün ? Sizin dışınızdaki diğer halkla ilişkiler kuruluşlarının standartları ne olacak, bu konuda ne yapılabilir?
C.Turhan: Dünyanın hiçbir yerinde tüm halkla ilişkiler şirketlerini belirli bir standarda oturtmak mümkün değil. Bu yalnız bizim sektör için geçerli değil. Diğer sektörlere bakıldığı vakit kimilerinin belli standartlara sahip olduğunu ve kimilerinin de olmadığını görürürz. Bu kaçınılmaz. Türkiye için baktığımızda bizim temel sorunumuz, sektörde yer alan şirketlerin gerçekten vaad ettiği hizmetleri verebilecek kapasiteye sahip olup olmadığıdır.
2008 İletişim hizmetleri algılama araştırması sonuçlandı
Yayınlanma tarafından 12 Mar 2009 Kategori: PR haber 2 Yorum
İDA ve TUHİD işbirliği ile ERA Research & Consultancy tarafından gerçekleştirilen araştırma ile sektörün durumu saptanmaya çalışıldı.
Araştırmada müşteri tarafında üst düzey yöneticiler ve iletişim yöneticileri, hizmet sunan tarafında iletişim şirketi yöneticileri ve çalışanları, medya mensupları ve bu yıl çalışma kapsamına aldığımız iletişim fakülteleri akademisyenlerinin görüşleri yer alıyor.
Araştırma sonuçlarına genel olarak baktığımızda, müşteri tarafında üst düzey yöneticiler ile iletişim yöneticileri arasında, iletişim şirketleri tarafında yöneticiler ile çalışanlar arasında ve genel olarak müşteri tarafı ile iletişim şirketleri arasında bazı algılama farklılıkları olduğunu görüyoruz.
Okumaya devam et ’2008 İletişim hizmetleri algılama araştırması sonuçlandı’
Zaman dediğimiz olgu ne kadar doğrusal? Kronoloji bilminin uğraşıp sırayla düzenlediği kadar düz bir çizgi üzerinde mi gidiyor? Zamanın doğrusallığını sorguladığımızda eskilerin “Tarih tekerrürden ibarettir” sözünü hatırlıyoruz. Bu sözde tarihte yaşananlar hep tekrar eder; nesiller geçer hep aynı hatalar yapılır- mı denmek isteniyor yoksa zamandaki gidiş gelişler mi anlatılıyor? “Dejavu” diyebilirsiniz buna, “ben bunu daha önce yaşamıştım” hissi… Ne dersek diyelim zaman kavramı internetin gelmesiyle iletişimcilerce tekrar tekrar sorgulanmaya mahkum.






Son Yorumlar